Dolayısıyla babalık, basit bir biçimde biyolojik bir olgunun bilinçli kabulü olmaktan çıkar ve bazılarının (çoğunlukla baba olarak erkeklerin) sadece bir soy (atasoyluluk) meselesi olarak değil, aynı zamanda bir tahakküm (ataerkillik) meselesi olarak da birilerinin “başkalarının emek-gücüne tasarruf etme iktidarı” tekelinde tuttuğu tüm sınıflı toplumların kurtuluş anlatıları için bir aksiyom haline gelir.
Bu, diğer pek çok şeyin yanı sıra, baba-egemenliğinden kurtulmadan sınıf-egemenliğinden kurtulmanın bir yolu olmadığı ve birinci kurtuluşun hiçbir şekilde ikincisine tabi olmadığı anlamına da gelir.