"Ya sanat?" Kazandığım başarıların ve aldığım övgülerin etkisiyle sanatın yaklaşan ölüme, eserlerimi ve eserlerimle ilgili hatıralar dahil, her şeyi yok eden o ölüme rağmen icra edilebilecek bir
şey olduğuna kendimi uzunca bir süre inandırmıştım. Ama çok
gemeden bunun da bir aldatmacadan ibaret olduğunu anladım.
Sanatın hayatın süsü, albenisi olduğu gerçeği benim için apaçıktı.
Ancak hayat benim için cazibesini yitirmişken, benim eserlerim
başka insanları nasıl cezbedecekti? Kendi hayatını yaşıyor olmadıkça,başka bir hayatın dalgalar beni tanıyor oldukça hayatın bir anlamı olduğuna inandıkça ama bu anlamı tanımlayamadıkça
hayatın, sanatın her türündeki yansımaları bana zevk veriyordu;
hayata sanatın aynasından bakmak zevkli bir uğraştı. Ne var ki,
hayatın anlamını aramaya başlayıp da kendi hayatımı yaşama zorunluluğunu hissetmeye başlayınca, o ayna benim için gereksiz,
lüzumsuz, saçma ve acı veren bir şey oldu. Artık aynalarda gördüklerimle kendimi avutamıyordum, çünkü aynada durumumun aptalca ve ümitsiz olduğunu görüyordum. Ruhumun derinliklerinde hayatımın bir anlamı olduğuna inandığım vakitler, gördüğüm
manzaranın keyfini pekâla çıkarabiliyordum.
George Orwell 1944’te yazdığı HAYVAN ÇİFTLİĞİ adlı kitabında aslında günümüzden ve olduğumuz düzenden bahsediyor. İnsanların yavaşça Adalet ve Eşitlik adı altında nasıl ezildiğini ülkeyi kuranların bizlerin sanki ilahı olduğunu,en tepedeki insanların asla hata yapmayanlar kusursuz olduklarını nasıl bizleri kandırdığını ve onların yandaşçıları ki kitapta Koyunlar diye geçiyor, günümüzdeki koyunların nasıl başımızdakilerinin ezberlettiği sözleri bizlere yani sisteme karşı çıkanlara bıkmadan nasıl tekrarladığını anlatıyor. İşin kötü tarafıysa kitabın sonunda nasıl alçakça bir duruma düştüklerini görüyorlar ama iş işten geçiyor. Sistem bizleri sınıflara bölüyor ve HERKES EŞİT AMA BAZI İNSANLAR DAHA EŞİT diyerek hep birileri daha çok yiyor ve hep cepleri daha çok doluyor. Karşı çıkmak için bir hareketlenme olunca kamera karşısına çıkıp TV aracılığyla insanlara bizler şunu yaptık bunu yaptık bakın aslında olaylar şöyle değilde böyle siz açsınız yoksulluk çekiyorsunuz ama ülkemiz için çalışıyorsunuz dişinizi sıkın gibi cümleler kurarak kıvırtarak geçiştiriyorlar. Kimisi inanıyor kimisi inanmak zorunda kalıyor çünkü artık müdahale edilemiyor.
Kitabın başında hayvanlar bir devrim yapıyorlar ve insanları çiftlikten kovuyorlar ama çoğu aklını kullanmayı bilmediği için yaşadığımız bu dünyada olan çoğu devrimler gibi çığırından çıkıyor. Kendini yönetenleri sorgulamayan, kendi özgürlüklerini ve inançlarını savunmayan, kendi gücünden yaşayanların özetle aklını kullanmayan hiçbir varlığın özgürlüğünün bir değeri yoktur. Gerçek devrimler ancak kişilerin eğitilmesi ve farkındalıkların artmasıyla gerçekleşir. Eğer bir devrim istiyorsak okuyacağız ve çalışacağız Evvele Devrimden önce Devrimi Devireceğiz.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma