"Neden bu kadar önemli ki? Babam için yani. Bu isim olayı."
Koca koca adamların bazen kendilerini içten içe çok küçük hissettikleri için önemli olduğunu söylemek istiyor Cora... Bazı insanların —Gordon'ın babası gibi olanların— yaşamlarını yapılabilecek her şeyi yaptıklarına inanarak yaşadıklarını, bu yüzden çocuklarının, çocuklarının çocuklarının da kendi adlarını almaları gerektiğine inandıklarını. Bazen önceki nesilleri memnun etme ihtiyaçlarının sonraki nesilleri sevme ihtiyaçlarından daha büyük olduğunu.
İsim, bir insanın her şeyidir. Kimliğimizdir. Kocaman evrendeki bir kum tanesinin hayata tutunabilme mücadelesidir. Kimliğimizi kazanabilmenin ilk aşamasıdır doğduğumuzda bize verilen isim... Önce ailede aldığımız eğitimle, sonra okul hayatımızla başlayan o sosyal piramitle Kimliğimizi inşa etme yoluna adım atarız. Ailemiz, yaşadıklarımız, yetişkinliğimiz, aşık olup kurduğumuz yuva... Hepsi kendi kimliğimizin ayrılmaz parçalarıdır. Yazarımız Florence Knapp, edebi kariyerinin ilk romanı olan "İsimler"de bu tarz bir kimlik arayışının peşine düşer. Konuyu benzersiz bir şekilde ele alır ve kadercilik ile kimliği birleştirir. Tek bir karar, üç isim ve küçük nüanslarla tetiklenen üç farklı hayat, sonsuz ihtimaller! Kurgunun bu can alıcı bakış açısını, ilk romanı olmasına rağmen bir psikolog gibi, usta bir yazar gibi başarıyla işler. Bu yönüyle Knapp, okuru her zaman ayakta tutmaktadır. Zekice kurgulanan bu labirentte, en küçük bir değişiklik aile bağlarına etki etmekte ve ana karakterlerin içsel sorgulamalarına yol açmaktadır.
Bu psikolojik romanda Florence Knapp, aile içi şiddeti de okura gösterir ve alt metinde her zaman bir kurtuluş yolu olduğunun altını çizer. Öte yandan, yazarın aile kavramını ve aile ilişkilerini ele alışını psikolojik açıdan çok beğendim. Tüm bunları ilk romanıyla başarması ve kurguyu bu kadar harika işlemesi, yazara saygımı fazlasıyla uyandırdı. Ayrıca "İsimler"in 2025 Goodreads Okur Ödülleri Finalisti oluşu ve pek çok yazılı ve sosyal medyanın en iyi roman seçkilerinde bulunması; kurgunun nasıl başarıyla işlendiğini de gösteriyor. Hikaye üç farklı isim seçimiyle ve yedi yıllık zaman dilimleriyle işleniyor. Florence Knapp, yalın bir üslup tercih ederken oluşturduğu o psikolojik durağanlık, romana sürükleyicilik kazandırıyor. Çok çok sevdiğim bir
Kütüphaneci olmayı, insanların kitap ihtiyacını gidermeyi ne kadar çok seviyordum. Onlarla o bağ, kitap okumalarını her geçen gün arttırmaları, kutsal bir amaç gibi geliyordu. Ancak anlamadan dinlemeden kütüphanecilik elimden alındı. Haksızlık ettiler. Burada kimsenin isteği, önerisi dinlenmiyor sanırım. Premium üyeliğin bir önemi de yok.