Sıra, sıradanlaşmaya gelmişti. Sıradan insanların sıradan hayatlarında, farkında bile olmadan, giriştikleri sosyal eylemleri gerçekleştirmeye... Ancak, ne kadar kendimi ikna etmeye çalışsam da, insanların arasında kendimi asla güvende hissetmiyor ve onlara inanmıyordum. Bana zarar vereceklerini ve etrafımı sarıp beni mutlaka nefessiz bırakacaklarını düşünüyordum. Beni, kendilerine gömeceklerinden korkuyordum. Duygularının altında kalmaktan, düşünceleri tarafından ezilmekten, bedenlerinin ağırlığıyla kemiklerimin kırılmasından korkuyordum. Sürekli açılıp kapanan ağızları, bir türlü sabit duramayan elleri, bir görünüp bir kaybolan dişleriyle beni tehdit ediyorlardı. O 13 gün ve 5 saatlik cehennem, beni mahvetmişti. Hastalığım, iyileşe iyileşe bitmeyecek kadar ağırdı! En azından, ben öyle hissediyordum. Ne kadar aşama kaydedersem kaydedeyim, insanlarla gerçek bir ilişki kuramayacağımdan emindim.