Şu anda, yeni günün tan sessizliğinde, suç ve kederle başı dönmüyor muydu ki dünyanın? Tarihin döngüsü insan doğasının temel öğelerinden hangisini değiştirebilmişti? Ama doğasının iyi olarak nitelediği tarafına ihanet etmişti insan, buydu mesele. Ruhani varlığının en uç sınırlarında bir vahşi kadar çıplaktı yine ve Tanrı'yı keşfettiğinde üzerindeki her şeyden sıyrılmış olacaktı. Bir iskelet. Kemiklere ten giydirebilmek için tekrar hayata dönmek gerekir. Söz tene dönüşmelidir; ruh böyle ister. Gözüm nerede bir kırıntıya ilişse üzerine atlayıp mideme indireceğim. Yaşamaksa asıl mesele, yaşayacağım - yamyam gibi olsa bile. Bugüne dek değerli kıçımı kurtarmaya çalıştım, kıçımı örten birkaç et parçasını korumaya. Artık paydos. Dayanma gücümün sınırlarına ulaştım. Sırtım duvara dayanmış, daha fazla gerileyemem. Tarih açısından ölüyüm. Ötede bir şey varsa eğer, geriye doğru sıçramalıyım. Tanrı'yı buldum ama beceriksiz çıktı.
Sadece ruhani olarak ölüyüm. Cismen hayattayım. Ahlaken özgürüm. Biraz önce veda ettiğim dünya bir hayvanat bahçesi aslında.
Gün yeni bir dünyaya ağarıyor, ıska ruhların keskin pençeleriyle gezindiği bir cangıl dünyasına. Bir sırtlansam şayet, sıska ve aç bir
sırtlanım ben: Semirme zamanı.
"'bebek, neden başkaları arabaları ile bize çarpmaya çalışıyorlar?"
"çünkü mutsuzlar ve mutsuz insanlar acı vermeyi severler, annem."
"mutlu insan yok mu?"
"mutluymuş gibi yapan çok insan var."
"neden?"
"çünkü utanıyorlar, korkuyorlar, itiraf edecek cesaretleri yok."
"sen korkuyor musun?"
"ben sadece sana itiraf edebilecek kadar cesurum -o kadar korkuyorum ki, annem, her an ölebilecekmişim gibi hissediyorum kendimi.”
Hepsinin yeri ayrı. Utanmadan, özgürleşme adına, "Koyun gibi olma!" sloganları atarlar. "Sürüden ayrıl! Gel bizimkine katıl!" Ama bizde bir de, her koyun kendi bacağından asılıyor. Tek medeni tarafımız da bu!
Aşık oldukları halde okullarına, işlerine giden, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi davranan insanlardan hep iğrenmişimdir. Midemi bulandırır vasat sevgililer. Tabii, aslında onları da anlamak gerek! Ait oldukları burjuva sınıfının bir gereği olarak kontrolsüz hareketin en büyük düşmanı olmaya mecbur bırakılmışlardır. Kontrolsüzlük, anormallik, farklılık, bütün bunlar korkutucu gelir burjuvaya. Hatta Léon Bloy'un yazdığı gibi:
"Burjuva ilk gelen olmaktan utanç duyar! Bir davete ilk gelen.olmak kadar çirkin bir şey yoktur"