Bo

"Geldim işte! Döndüm sana! Gidecek başka bir yerim yok, çünkü! Tanıdığım tek ev, sensin! Bildiğim tek şey, sensin..." Ağladım. Hem de istediğim kadar! İnsanın gerçek özgürlüğü buydu: Istediği kadar ağlayabilmek. Belki bir de, istediği şeye ağlayabilmek...
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ama artık büyümüştüm. En azından, dışarıdan öyle görünüyordu.
Alıntı
Her şeyin ilacı, 48 saatlik yalnızlıktı.
Alıntı
Üstelik konuşmayınca, kavga da çıkmıyordu. Çünkü her kelime bir kavgaydı. "Önce kelime vardı!" diyenler haklıydı çünkü bu dünyada her şeyden önce kavganın olduğuna artık emindim. Ne kadar kelime, o kadar kavga!
Alıntı
İtaat!!
Bütün insanlar gibi o da, seçimler yapma zorunluluğu tarafından kuşatılmış olarak doğmuş ama bir makineye dönüşme pahasına da olsa, iradesinden vazgeçme cesaretini gösterip o kuşatmayı yarıp çıkmıştı. Çıktığı yer, sorumluluğun dışıydı! Kendininki yerine başkalarının akıllarına güvenerek, zihnini hayatla kirletmemiş ve daima emirlere uyduğu için, kimse tarafından sorgulanmamıştı. Ozellikle de kendi vicdanı tarafından! Bütün sorgulardan muaf olmasının nedeni, işte bu itaatiydi. İtaat, iradesinden vazgeçen için, dünyanın bütün hatalarını yapabilme özgürlüğüydü! İtaat, kişinin, kendi başına işlemeye asla cesaret edemeyeceği suçları gerçekleştirebilmesinin müthiş bir yoluydu! İtaat, her gün farklı biri olarak uyanılan bir rüyaydı! Öyle bir rüyaydı ki insan kendini sürekli bir şeyler yaparken görüyor ama gerçekte onları kendisinin yapmadığını biliyordu. İtaat bir mucizeydi! Sıradan bir insanı alıp ona atom bombası attırabilir, sonra da bütün dünyayı o insanın masum olduğuna inandırabilirdi. İtaat, suçluluk duygusu ve vicdan azabının panzehiriydi! Herkes itaat etmeliydi! Hepimiz, itaat edecek birini bulup suçu ona atmalıydık! Herhangi bir ülkenin ya da bir çocuk çetesinin lideri bile olsak, itaat edecek birilerini bulmalıydık. Her şeyden önce, akıl sağlığını korumak için bu şarttı. Yapayalnız bir imparator bile olsak, etrafımızda bize emir verecek tek bir insan bile olmasa, yine de bir yolunu bulup itaat edecek birini bulmalıydık. Tanrı, bunun için vardı! Dünyanın bütün kralları, imparatorları, diktatörleri ve devlet başkanları itaat edebilsin diye! İtaat denilen çamaşır suyunu vicdanlarına döküp, "Her şey Allahtan!" diyerek uykuya dalabilsinler diye!
Sayfa 207·Kitabı okudu
Alıntı