çok yorunum
ankara garında 6 sene sonunda gelen vedalaşma zamanında yazılmıştı =) bir cem adrian şarkısı anıları depreştirdi =) çok yorunum çocuk, önce gözlerinden indir bu şehrin kirini, sana ait olmayan ne varsa bırak kapı diplerinde, kim seni eksilttiyse adını da onunla beraber unut, bir akşam vakti, kimse fark etmeden, ceplerinde kırılmış bir gökyüzüyle çık sokaklara. ağlama bu defa, ağlamak da bazen onların istediği son şeydir, sen susarak da gidebilirsin, dişlerini sıkarak, ellerini yumruk yapmadan, içindeki o eski yangını kimseye göstermeden, yalnızlığını bir bavul gibi taşımaktan vazgeçerek. Bakma arkana, arkanda kalanların çoğu zaten seni hiç görmedi, seni ancak düşerken tanıdılar, ancak sustuğunda sevdiler, ancak kaybolduğunda adını usulca söylediler. çocuk, bu kentin pencereleri yalancı, ışıkları merhametsiz, sabahları bile gece kokuyor burada, her kaldırım bir yenilgiyi saklıyor altında,
Alıntı
Bavul mavul almaz yürek yüküm ağır gelir.. #beni uğurla
Müzik
Reklam
"Ben bütün hüzünleri denedim kendimde, Bir bir döküldü yüzümdeki o yabancı yüzler. Geriye sadece yorgun bir bavul, Ve içinden taşan kırık dökük anılar kaldı." Cemal Süreya
Bir bavul dolusu cümle var defterimde... Yara bandı tutmayacak kadar derin tümcelerim... Sen yollarına 29 harfle acı döşeyen birine 'yara' değil de 'yar' diyebilir misin?
Başka ne yapılır böyle bir günde Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık!" Ümit Yaşar Oğuzcan
Yazar Atlası Röportajı
Uğur Ünver ile Röportaj 1. Uğur Ünver kimdir, ne yapar? 1983 yılında İzmir’de doğdum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Vardiyalı çalışma düzeni içerisinde hayatını sürdüren bir çalışanım. Şiirin yanı sıra deneme, makale, hikâye ve köşe yazıları da kaleme alıyorum. Hayatı sorgulama eğilimim oldukça erken yaşlarda başladı. İlkokul yıllarında arkadaşlarımı, çevremdeki insanları ve yaşadığım olayları gözlemleyerek bunları defterlere not alıyordum. O yıllarda farkında olmadan başlayan bu gözlem alışkanlığı, zamanla yazıya ve ardından şiire dönüştü. Bugün hâlâ insanı, zamanı ve yaşamı anlamaya çalışan bir bakış açısıyla yazmayı sürdürüyorum. 2. Ne zamandır yazıyorsunuz ve bizlere biraz yazım yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. İlk şiirlerim, daha çok iç dünyamı anlamaya ve hayatı sorgulamaya yönelik metinlerdi. Zaman içerisinde şiirin benim için yalnızca bir yazı türü değil, yaşamı yorumlama biçimi olduğunu fark ettim. Yazı yolculuğum boyunca şiirin yanında farklı türlerde de üretimlerde bulundum. Bir Haberci ve Ayandon gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Ayrıca Edebiyat Haber platformunda şiirler, makaleler, röportajlar ve çeşitli edebiyat yazıları kaleme aldım. Yazmak benim için yalnızca duygu aktarmak değil; düşünmek, anlamlandırmak ve paylaşmak anlamına geliyor. 3. Eserlerinizin yayımlandığı dergilerden ve çıkan kitaplarınızdan bizlere bahseder misiniz? Şiirlerim, makalelerim ve çeşitli yazılarım bugüne kadar birçok basılı ve dijital edebiyat mecrasında yayımlandı. Bunlar arasında Dil ve Edebiyat Dergisi, Edebiyat Haber, Akaşa Dergisi, Yitik Bavul, Edebiyat Gazetesi, İzdiham, Poliksena Dergisi, Nostalji Dergisi, Duygu Dergisi, Gençlik Meclisi, Kıyıda Dergisi, Kintsugi Dergisi,
Reklam
Reklam