Bir bavul dolusu cümle var defterimde... Yara bandı tutmayacak kadar derin tümcelerim... Sen yollarına 29 harfle acı döşeyen birine 'yara' değil de 'yar' diyebilir misin?
Başka ne yapılır böyle bir günde Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık!" Ümit Yaşar Oğuzcan
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Biz ziyan olduk sevgilim, biz ziyan olduk. Ne doğru dürüst sevebildik birbirimizi, ne de tam anlamıyla unutabildik. Bir tren istasyonunda unutulmuş eski bir bavul gibi kaldık öylece; İçimiz tıklım tıklım yaşanmamışlık dolu, ama sahibimiz yok."
Yazar Atlası Röportajı
Uğur Ünver ile Röportaj 1. Uğur Ünver kimdir, ne yapar? 1983 yılında İzmir’de doğdum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Vardiyalı çalışma düzeni içerisinde hayatını sürdüren bir çalışanım. Şiirin yanı sıra deneme, makale, hikâye ve köşe yazıları da kaleme alıyorum. Hayatı sorgulama eğilimim oldukça erken yaşlarda başladı. İlkokul yıllarında arkadaşlarımı, çevremdeki insanları ve yaşadığım olayları gözlemleyerek bunları defterlere not alıyordum. O yıllarda farkında olmadan başlayan bu gözlem alışkanlığı, zamanla yazıya ve ardından şiire dönüştü. Bugün hâlâ insanı, zamanı ve yaşamı anlamaya çalışan bir bakış açısıyla yazmayı sürdürüyorum. 2. Ne zamandır yazıyorsunuz ve bizlere biraz yazım yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. İlk şiirlerim, daha çok iç dünyamı anlamaya ve hayatı sorgulamaya yönelik metinlerdi. Zaman içerisinde şiirin benim için yalnızca bir yazı türü değil, yaşamı yorumlama biçimi olduğunu fark ettim. Yazı yolculuğum boyunca şiirin yanında farklı türlerde de üretimlerde bulundum. Bir Haberci ve Ayandon gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Ayrıca Edebiyat Haber platformunda şiirler, makaleler, röportajlar ve çeşitli edebiyat yazıları kaleme aldım. Yazmak benim için yalnızca duygu aktarmak değil; düşünmek, anlamlandırmak ve paylaşmak anlamına geliyor. 3. Eserlerinizin yayımlandığı dergilerden ve çıkan kitaplarınızdan bizlere bahseder misiniz? Şiirlerim, makalelerim ve çeşitli yazılarım bugüne kadar birçok basılı ve dijital edebiyat mecrasında yayımlandı. Bunlar arasında Dil ve Edebiyat Dergisi, Edebiyat Haber, Akaşa Dergisi, Yitik Bavul, Edebiyat Gazetesi, İzdiham, Poliksena Dergisi, Nostalji Dergisi, Duygu Dergisi, Gençlik Meclisi, Kıyıda Dergisi, Kintsugi Dergisi,
Gün boyu mırıldanıp durduğum şarkısın dilimde…
“Bir kuğu zarafetiyle yüzüme bakıp, “Merhaba!” dedi. Gözlerindeki hikâyeyi okuyunca kırık bir kalbe rastladığımı anlamıştım. Hangi çığlık, hangi çaresizlik, hangi tükenmişlik gözlerden gözlere geçerek yüreğe sızabilirdi bu kadar? Gözleri hüznün son durağıydı. Kırmızı renkli, tahta bir bavulun üzerinde oturuyordu. Belli ki çok uzaklardan gelmişti. Bavul değil de sır küpüydü sanki. Kapağı açıldığında tüm yaşanmışlıkları, herkesten gizlediği acıları, uğruna savaştığı hayalleri, göklerden kabul görmeyen duaları ve en çok da dile getiremediği duyguları etrafa saçılacak gibiydi. Bir elini mantosunun cebinde tutuyordu, diğer eliyle sol gözünü kapatan, geceden daha siyah saçlarını geriye atarak, “Saatin kaç olduğunu söyler misiniz lütfen?” dedi süt beyazı dişleri soğuktan birbirine vurarak. Soylulara özgü bir tavır, ne istediğini bilen bir ifade, dudaklarının kenarında tutunmaya çalışan esrik bir gülüş, saatlerdir beklemekten sıkılmış olsa da orayı terk edip gidemeyeceğinin bilincinde olan bir duruş… Ben saatin kaç olduğuna bakınırken yerinden doğruldu ve kocaman bir ıstırabı sırılsıklam olmuş eteğinden silkelercesine, “Buralarda çay içebileceğim bir yer var mıdır?” diye sordu. Ağzından çıkan buhur, ılık ılık yüzümü okşuyordu âdeta.'' Yıldırım Kerem Çambel Pinhân-1 (Uzaklardan Gelen Kadın) Sayfa:17
Kadın Erkek İlişkileri
"Ben bütün hüzünleri denedim kendimde, Bir bir döküldü yüzümdeki o yabancı yüzler. Geriye sadece yorgun bir bavul, Ve içinden taşan kırık dökük anılar kaldı." 📜 Cemal Süreya