Bil ki! Belli bir gelirle tekkelerde oturmak, tevekkülden uzak bir tavırdır. Eğer o tekkelerin belli bir geliri ve vakfiyesi yoksa tekke hizmetkârına çıkıp da orada ibadet edenler "Nafaka topla!" diye emir verirlerse, bu durum zayıf bir tevekküle işarettir.
İnsan denilen varlığın yaşamının belli bir döneminde insan ailesinin en genç ve en güçsüz üyesini oluşturduğu, toplumun koruyuculuğundan yoksun insanların tümüyle çevrenin kaprislerine teslim olacağı düşünülürse, toplumsallık duygusuna sahip olacak şekilde yetiştirilmeyen bir çocuğun karamsarlığa ve aşağılık kompleksine kapılmak-tan asla yakayı kurtaramayacağını anlamak zor değildir.
Öğretmen yeterince toplumsallık duygusuna sahip biri değilse, mesleğindeki üstünlük amacı belki öğrencileri üzerinde bir diktatörlük kurmaktan ibaret olacak, kendinden daha güçsüzler ve daha az deneyimliler arasında kendini güven içinde hissedecektir.
Bu, ibadetin ümit ile yapılmasının daha faziletli olduğunu gösterir. Çünkü ümit eden kimse, ibadetinde sevgiyi daha fazla hissederken, korkan kimse ise ceza endişesiyle ibadet eder
Kalp, bir toprak gibidir; iman, o toprağa ekilen bir tohum gibidir; ibadet ve salih ameller ise, toprağı sürmek, temizlemek ve su yolları açmak gibidir. Dünya sevgisiyle meşgul olup ahireti unutan kimsenin kalbi ise çorak ve verimsiz bir toprak gibidir; orada tohum yeşermez.