" Ceviz kurdu, girebileceği kadar delik açarak cevizin içine girer ve ne var ne yok yer. Yedikçe şişmanlar ve doyar. doyuncada geri çıkmaya çalışır fakat artık delikten geçemez. İşin daha kötüsü cevizin içi kurumuştur ve deliği genişletmek imkansızdır. Tek çare zayıflamaktır. Aç kaldıkça zayıflar ve eski haline döner. Artık dışarı çıktığında mevsim bitmiş ve geriye kuru cevizden başka bir şey kalmamıştır. Bazı insanlarda böyledir. Mal, mülk hırsıyla tüm ömrünü heba eder ve artık yeter der. Bunu dediğinde ise ömrünün sonbaharı, belki de hastalıklar ve ilaçlar ile geçireceği koskoca bir kış kalmıştır .. "
" Dostoyevski sürgün yıllarında, hapishanedeki bir köpekle, insan ilişkileri üzerine gözlem yapar. Köpeği takibe alır ve yanından geçerken her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. İlginç olan, köpeğin mahkumlardan kaçmaması ve yanına bir mahkum yaklaştığında otomatik olarak eğilerek tekme pozisyonunu almasıdır. Köpeğin her yanından geçen mahkum otomatik olarak köpeği tekmeler.
Dostoyevski'de bir gün köpeğin yanına yaklaşır ve başını okşamaya başlar. Köpek bir süre şaşkın şaşkın ona baktıktan sonra acı acı havlar. Önüne gelen mahkumun tekmelediği köpek o günden sonra Dostoyevski'yi görse kaçar ve ona bir daha asla yaklaşmaz. Köpeğin tekme atanlardan kaçacağı yerde başını okşayan Dostoyevski'den kaçmasının bir psikolojik açıklaması vardır elbet!..
Kötülüğü hayat şartı kabul etmiş canlıların sevgiyi, kardeşliği, paylaşmayı görünce çok büyük şaşkınlık yaşamaları ve afallamalarıdır bu... Ruhu köleleştirilmiş bu köpek sevgiye açtır. İnsanlar içinde geçerlidir bu. Bazen kötü davrandığımız insanlar bizi sever, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder... "
Fyodor Dostoyevski