sevgili dost,
mektubun tarihine girip, talihini unuttuk. en son ne zaman mektup yazdığımızı, en son ne zaman mektup aldığımızı hatırlayabilirsek, belki mektubun talihini değil ama talihsizliğini hatırlayacağız. insanlar birbirine mektup yazmalı. çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz. çünkü mektup düşünülerek yazılır. birdenbire ağzımızdan kaçan kelimeleri hiçbir şey şey getiremez. söylediklerimizin üstü çizilemez. çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir; sözümüz kesilir, içeriye o anda biri girer, okunan mektup ise mutlaka tamamlanır.
Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.
bu yabanıl ortamda, yaşlılık bilgelikle eşit adımlarla ilerliyordu ve bu kişilerin tartışmalara katkıları önemle değerlendiriliyordu. Onlar, ötekiler için birer güç ve örnek anıtı sayılıyorlardı.
Bu insanların inancına göre, bir kişinin kendinde değişiklik yapabilmesinin tek yolu bunun kararını kendi başına vermesidir ve herkes kendi kişiliğinde her türlü değişikliği yapma gücüne sahiptir. Arkamızda bırakabileceklerimizin ve kendimize katabileceklerimizin sınırı yoktur. Ve yine bu kabilenin insanları, bir başkası üzerinde etki yapabilmemizin tek yolunun kendi yaşamımızdan, kendi davranışlarımızdan ve eylemlerimizden geçtiğine inanırlar. Bu düşünce ve inanış tarzı, kabile üyelerini her geçen gün daha mükemmel insanlar haline getirmektedir.