Selam kitap dostlarımm bugün çok güzel bir kitapla geldim.
SAMET AĞÇALI – “Bakmadan Görmek”
Bu hikâye “görmekle” ilgili… ama aslında gözle değil, kalple görmeyi anlatıyor.
Çünkü bazen insan en net gerçeği bakmadan fark eder; en derin duyguyu sessizlikte duyar.
“Bakmadan Görmek”, tek bir olayın değil; kaybın, sezginin, anneliğin, korkunun, aşkın ve eksik kalan şeylerin bir gün başka bir biçimde geri dönüşünün romanı.
Bir yangın gecesiyle başlayan kırılma, sadece bir evi değil; bir ailenin içindeki zamanı da parçalar. Ve o gece, herkesin içinde başka bir yara olarak yaşamaya devam eder…
Deniz’in sesiyle derinleşen hikâye, bizi dışarıdan bakılan bir hayattan içeriye, hissedilen bir dünyaya taşır.
Görmeyen bir karakterin, herkesten daha çok “görebildiğini” fark ettiğiniz an, romanın asıl gücüyle karşılaşıyorsunuz.
Çünkü bazı insanlar gözleriyle değil; yaralarıyla, korkularıyla ve kalpleriyle görür.
Bu kitapta annelik kutsal değil, gerçek.
Sevgi sahip olmak değil, bazen yanında sessizce durabilmek.
Ve bazı ayrılıklar… bir vazgeçiş değil, en derin sevmenin başka bir biçimi.
Kerem ve Deniz’in hikâyesi size şunu düşündürüyor:
Sevgi bazen kalmak mıdır, yoksa gitmek mi?
İncir metaforuysa kitabın kalbine işliyor:
Bazı çiçekler görünmez…
Bazı bağlar da öyle.
Ama bu, onların var olmadığı anlamına gelmez.
Bu roman size tek bir duygu bırakmıyor;
hüzün, merak, umut, bekleyiş ve sonunda içte kalan bir yankı…