"Yarın kendime büyük bir defter alıp günlük yazmaya başlayacağım. Çok zamanım olmasına karşın, içimde beni beceriksizliğe sürükleyen bir telâş var." diyordu Tezer, bu satırları yazdıktan yaklaşık iki yıl sonra öleceğini bilmeden. Bazen böyle olur işte. Zamanın sonsuzluğuna boğulduğumuz bir anda veda ederiz tüm zamanlara.
"Ertesi akşam rakımı yudumlarken Erden aradı Berlin'den. Onu da öptüm ve kokladım. Bahçemde yetiştirdiğim gülleri her akşam öpüp kokladığım gibi senin mektubunu da öpüp kokladım. Yaş mı, baş mı, içinde bulunduğumuz koşullar, dağılmışlığımız mı, bilmiyorum, duyarlılığı arttırıyor. Bir gözyaşları eksik. Belki o da var, için için akıyor."