"Bu ne biçim dünya yahu? Millet aya çıkıyor ve dünyanın çevresinde lamba görmüş tatarcık misali fırıl fırıl dönüyor, ama yeryüzünde artık kanuna ve nizama aldıran yok."
Helâmın duvarındaki musluğun hemen gerisinde, arka koğuşta da bir musluk olmalı. Ara sıra biri açıyor musluğu, duvarın içindeki borulardan geçen suyun hışırtılarını duyuyorum. Gece nöbetçisi söyledi: Arka hücrelerde idamlıklar kalıyormuş. Hangi idamlıklar? Aşağı musluktan suyun gelmesini beklerken, ölümün gelmesini de mi bekliyor oradakiler?
Yaşadığı onca çirkinliğin içinden bulup çıkardığı güzel görüntülerle beni yüreklendirmeye çalışıyor gibiydi.
"Hazır ol, sen de yaşayacaksın bu güzellikleri," dedi. "Hiçbirini kaçırma sakın! Öylesine az ki. Onlar olmasa dayanamayız. Bak ben yeniden başlıyorum hayata; sıfırdan başlıyorum. Ve bütün güzelliklere açığım."