Osmanlı imparatorluğunun meşrutiyete geçmesi sürecinde en aktif role sahip ve ilk anayasasının mimarı Mithat Paşanın II. Abdülhamit istibdadı ile nasıl ortadan kaldırıldığının hazin öyküsü...
Çocuğun gerçek duygularını yaşamakta ve göstermekte zorluklarla karşılaşması ana/babası ile kendi arasında oluşan bağın sınırlanması imkansız olan bir süreklilik kazanması ile sonuçlanır. Çünkü ana/baba aradıkları, kendilerinde var olan özgüven eksikliğini ikame edecek olan onayı ve kabulü nihayet çocuğun sahte benliğinde bulmuşlardır ve bulunduğu durumda kendi özgüvenini oluşturmamış olan çocukta başta bilinçli olarak daha sonra ise bilincinde olmadan ana/babasına bağımlı hale gelmiştir. Çocuk düştüğü bu durumda duygularını göre hareket etme deneyiminden yoksun kaldığı için, giderek duygularına güvenemez olur; gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu bilemez ve sonuçta kendisine ileri derecede yabancı olan bir insan haline gelir. Böyle bir durumda ana/babasından kopamaz ve yetişkinlik çağında da sürekli olarak ana/babayı temsil eden kişilerin (eşi, gruplar ve ilk başta da kendi çocukları gibi) onayı ve kabulüne bağımlı kalır. Artık ana/baba var olmayabilir fakat onların yerini bilincinde olmadığı itilmiş anıları almıştır. Şimdi bu bilinçdışı anılar, onu gerçek benliğini kendisinden gizlemeye zorlamaktadır. Böylece önceleri anne/babanın evinde çektiği yalnızlığını şimdi kendi içindeki yalnızlığı izlemektedir.
Küçük bir çocuk duygularını ancak yakınında onu bu dışa vurduğu duyguları ile kabul eden, anlayan ve ona kendi duygularıyla eşlik eden bir kimse bulunduğu zaman yaşayabilir...