yazarın kitapta bahsettikleri aslında sydney psikanaliz enstitüsünde verdiği derslerden oluşuyor. kitapta on farklı bölüm var ve her bölümde bütünleyici bir biçimde konuyu işliyor. ana odak ise, aslında psikanalizin narsisizmi ele alış biçimine katılmadığı, kendisinin bu konudaki fikirlerinin daha farklı olduğu ve genel algının da değişmesi gerektiğine inandığını belirterek narsisizm konusunu kitapta bu şekilde işlemesi üzerine. psikanalitik literatüre hakimiyetinizin az da olsa olması kitabı anlamayı ve okurken keyif almayı kolaylaştırıyor. travma ve narsisizm bağlantısından, farklı psikanalitik kuramcıların bu konuyu nasıl ele aldığından, fenomenolojisinden, mitolojik öyküsünden başlayarak zamanla nasıl bir versiyonunun yaratıldığından, benliğin işlenişinden bahsediyor. narsisizm üzerine okuduğum ilk kitaptı ve doğru bir yerden mi başladığımdan pek emin değilim ama kitabı okumak benim için keyif aldığım, ne anlatıldığına dair merakımın diri kaldığı bir süreçti. bu kitap vesilesiyle psikanaliz okumalarıma ağırlık vermeye de karar verdim. ancak sadece, herkesin dilindeki bu narsisizm neymiş ya, denerek okunabilecek ve bu yöndeki sorulara yanıt bulunabilecek bir kitap olduğunu zannetmiyorum. kitap daha çok narsisizm üzerine fikir tartışmaları, nedeni-nasılı-sonucu, psikanalitik literatüre yeni bir fikir biçiminde ele alınmıştı.