Buket Özer

Buket Özer
@bbuketozer
doğan şahin yazılar
9/10
·248 syf.··
2026 2. kitabı
doğan şahin’den okuduğum ilk kitap, değindiği konulara, diline, kendini ifade ediş biçimine hayran kaldım. psikodinamik çerçeveden ilerliyor olması da okurken beni saran bir başka önemli konuydu. kişilik bozuklukları, cinsellik, ırkçılık, kutuplaşma gibi toplumsal meseleler üzerine çeşitli yazılardan oluşan bir kitaptı. psikoloji terminolojisine çok hakim olmayanların da bence kolaylıkla okuyabileceği bir kitap. yazar bahsettiği konuları ve kavramları zaten açıklıyor, bu yüzden kitapta olası bir kopma ihtimali yok. net, kendini ifade eden, bahsettiği konuların sınırlarının belli olduğu bir dili var. bu yüzden okurken ne demek istediği, neyi kastettiği çok iyi anlaşılıyor. özellikle toplumsal meseleleri, bir toplum olarak daha geniş kolektifte yaşadığımız sorunları da kendi çerçevesinden ve mesleki perspektifinden ufuk açıcı bir biçimde ele alışı hoşuma gitti. bir noktada, çözümü de sunuyor. okurken pek çok şey öğrendiğim, altını bolca çizdiğim bir kitap oldu. başka kitaplarına da göz atmak için sabırsızlanıyorum.
Psikoloji
Yazılar - Birey ve Toplumun Psikodinamikleri ÜzerineDoğan Şahin · Pinhan Yayıncılık · 202316 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kalk Bi Dopamin Demle
Puan vermedi·152 syf.··
2025 37. kitabı
bir süredir okuma listemde olan bu kitabı sonunda yıla veda ederken okuyabildim. dopamin hakkında gerek eğitim hayatım gerek merakım sebebiyle biraz bilgi sahibiyim, ancak bildiklerimi eksik bulduğum için gözüme kestirdiğim bu kitabı okumayı merakla bekliyordum. kitabın %90’ı bildiklerim hakkındaydı, konuya sıfır olan ve neymiş bu dopamin diyenler için daha doyurucu olabilir. zaten kitap “vakti olmayanlar için sinirbilim” teması özelinde yazıldığı için az ve öz mentalitesinde işliyor aslında. yani bilgiyi komplike bir hale getirmeden, herkesin anlayacağı ve faydasını göreceği biçimde anlatılması hedeflenmiş. ve başarıya da ulaştığını söyleyebilirim. okuması benim için keyifliydi. özellikle heybeme aldığım bazı önemli bilgiler de oldu. en önemlisi, dopamin kaynaklarından beslenirken tek seferde olabildiğince tek bir dopamin kaynağından beslenmeye çalışmak olacak. hayatımızı bu konuda daha dengeli ve sürdürülebilir kılmak için pek kıymetli öneriler vardı. ayrıca kitabın son bölümünde dünyaya dair bir şeyleri değiştirmek istiyorsak işe yatağımızı toplayarak başlamamızı öneriyor yazar. güne başlarken dünyaya dair bu küçük görevi başarmak bizi güdüleyecektir. okurken aslında basit ama önemli rutinleri sürdürülebilir biçimde yapmanın önemini kavradım. hayatımda neden bi iyi bi kötü hissetme döngüsündeyim (bunu ben de son birkaç aydır epey sorguluyordum), bu dopamin ne ola, nasıl daha sağlıklı bir yaşam sürerim, kendimi nasıl daha iyi tanıyabilirim sorgulamalarını en azından belli aralıklarla yapan herkese öneririm, cebinize koyacağınız bir şeyler olacağını düşünüyorum.
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,7bin okunma
Aradığın şey kütüphanede saklı
Puan vermedi·224 syf.··
2025 36. kitabı
benim için doğru zamanda okuduğum doğru bir kitap oldu. çok huzurlu, akışta, sevecen hissettirdi her bir satırı. birkaç farklı kişinin hikayesinden beslenerek işlenmiş bir kurguya sahip. her bir kişinin bambaşka bir öyküsü var ama ortak olan şey hep aynı: bir kütüphane. her birinin aynı kütüphaneyi, aynı kütüphaneciyi, kitapları, ortamı kendi dillerinde tasvir edişi beni etkileyen bir detay oldu. bunun yanı sıra, edindikleri deneyimlerle karakterler aslında çoktan geldikleri yol ayrımında kendileri için seçim yapma cesareti buluyorlar. hikayelerde sıklıkla iş hayatının yarattığı yorgunluk, yoruculuk, fazla baskı, adaletsizlikler işleniyordu ve karakterlerin daha huzurlu olacakları seçimleri yapmalarına şahit oluyorduk. bu kimi zaman daha fazla çalışmak da olabiliyor, paralel kariyer döngüsünü başlatmak da olabiliyor veya bambaşka bir iş koluna yönelmek de… aslolan aslında her bir karakterin kendini seçim hikayesi. son zamanlarda benim de üzerine sık düşündüğüm konular olduğu için okurken çok huzurlu hissettim, karakterlerin her yürek sıkıntısını da çözüm buldukları anki ferahlamayı da derinden hissettim. çok sevdim, kesinlikle başucu kitabı olmaya aday bir kitap. zaman zaman tekrar okuyup hatırlamak isterim.
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,749 okunma
Kanını Satan Adam
Puan vermedi·264 syf.··
2025 22. kitabı
Yu Hua ile Yaşamak kitabı aracılığıyla tanışmıştım, çok da sevmiştim. Oldukça sade bir anlatım dili var ve bunu Kanını Satan Adam’da da görebiliyoruz. Bir aile üzerinden o ailenin dramına şahit olurken kitapta ilerledikçe olayların geçtiği dönem üzerinden Çin’deki politik hayata ve sosyal yaşantılara da tanık oluyoruz. Yazar bunu kurguya çok güzel yediriyor bence. Yaşamak’ı okuduğum zaman büyük kahramanlık hikayeleri atfettiğimiz, yüceleştirdiğimiz politik gelişmelerin yanında esas olanın halkın yaşamına bunun nasıl yansıdığı olduğunu hissetmiştim. Kanını Satan Adam’da da bunu hissettiriyordu. Bir kitap üzerinden Çin Devrimi hakkında fikir beyan etmiyorum; ancak çok görkemli sandığımız hareketler aslında neymiş, ne olmuş buna bakma ihtiyacı doğurdu bende. Yakında kurguyla ortak noktaları arayacağım politik okumalar yapmaya da heveslendirdi. Okuması kolay bir kitaptı, okurken keyif de aldım ama Yaşamak’tan önce okumuş olsam sanırım daha çok severdim. Kan satma olayına yüklenen derin anlamı pek de hissedemedim veya benim yüklediğim anlamlar daha baskın geldi, bilemiyorum.
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,426 okunma
canan tan piraye
Puan vermedi·431 syf.··
2025 13. kitabı
bu kitabı dün gece bitirdim ve bitirir bitirmez hiç sevmediğimi düşündüm, ancak belki fikrim değişir diye bir süre bekledim. sonuç: fikrim değişmedi -spoiler içerir.- kitaba başlarken şiir okumayı seven, özgürlük, bağımsızlık gibi değerlere sahip ve bunları önemseyen üniversiteye yeni başlamış bir genç kadınla tanışıyoruz. sonra sırasıyla bazı karşılıksız aşk deneyimlerinin ardından kitabın ana karakteri haşim bey okuma alanımıza dahil oluyor. ana karakterimiz piraye ise, adını nazım hikmetin aşk hayatından bildiğimiz piraye hanımdan alıyor bu arada. haşim ile aralarındaki aşk öyküsüne, evliliklerine ve sonrasına dek uzanan hikayelerine şahit oluyoruz. bazı noktalarda her aşkta olduğu gibi sorunlar ortaya çıkıyor. pirayenin bu sorunları nasıl yorumladığını, kendini “güçlü kadın” olarak görüp bunları asla kabul edemeyeceğini okurken bir anda bir dış sesin birkaç cümlesiyle ikna olmuş başka bir pirayeye şahit oluyoruz. bu döngü özellikle çok canımı sıktı. bize en başta tanıtılan piraye ile alakası olmadığını düşünüyorum. evet, aşk insanı değiştirir. yapmam dediklerini yaptırır, ama bunlar zannedersem bu derece şeyler de olmamalı. çünkü bir noktada piraye kendine saygısını dahi yitirecek derecede affedişlerin baş kahramanı oldu. kurgu da olsa böyle hikayelere şahit olmak canımı sıkıyor. haşim ise bambaşka bir hikaye. sözde güçlü, bir aşiret ağası. ama aile evine döndü mü süt dökmüş kedi yavrusu. ağalığı ancak etrafa. ki zaten ağalık dediğimiz olay apayrı bir saçmalık. nerede, kimin, neyin ağası? haşimi hayatının sorumluluğunu alamayan bir korkaktan başka bir şey olarak göremiyorum. intiharına da bu sebepten kahrolmadım. bir hata yaptıysanız, yetişkin bir insan gibi, bunun bedelini ödemeye hazır olursunuz. ama haşim yetişkin olmayı başaramamış biri gibi davranıyor,
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma