Düşünce-Duygu-Davranış üçgeni..
Bilişsel durumda bir değişiklik olmadıkça anı etkisini kaybetmiyor. BDT ekolü🎈
Psikoloji
sonunda teşhis koymak istemiyorum diye diye her uyum sorununu hayatımdan bir kişiyle bağdaştırır oldum mesela arkadaşımın kardeşinde kesinlikle tepkisel bağlanma bozukluğu var, ben bebekken infantil koliktim, 32 yaşındaki arkadaşımın stresle başa çıkmada ciddi problemleri olduğu için bdt'ye ihtiyacı var falan filan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bdt kanamayı durdururken psikodinamik kanamanın kaynağıyla ilgilenir.
BDT...
Her hareketinin ve davranışının nedenini ince detayına kadar bilmek dehşet bir derinliktir🌬️🌊
1000Kitap
Histriyonik Kişilik Bozukluğu (HKB)
Histriyonik Kişilik Bozukluğu (HKB), temelinde aşırı duygusallık ve dikkat çekme ihtiyacı yatan bir kişilik yapılanmasıdır. Bu bireyler, ilgi odağı olmadıkları durumlarda kendilerini rahatsız ve değersiz hissedebilirler. Genellikle genç erişkinlik döneminde başlayan bu durumun temel özellikleri ve belirtileri şunlardır: Temel Belirtiler İlgi Odağı Olma Arzusu: Sürekli olarak spot ışıklarının altında olmak isterler; eğer ilgi üzerlerinde değilse bunu sağlamak için dramatik davranışlar sergileyebilirler. Uygunsuz ve Baştan Çıkarıcı Davranışlar: Başkalarıyla etkileşim kurarken genellikle cinsel açıdan kışkırtıcı veya flörtöz bir tutum sergileyebilirler (bu durum sadece romantik ilişkilerle sınırlı kalmayabilir). Değişken ve Yüzeysel Duygular: Duyguları çok hızlı değişebilir ancak derinlikten yoksundur. Bir an çok neşeliyken aniden derin bir keder sergileyebilirler. Fiziksel Görünümü Kullanma: Dikkat çekmek için dış görünüşlerini (giysi, makyaj, aksesuar vb.) bir araç olarak kullanırlar. Dramatik Konuşma Tarzı: Konuşmaları aşırı etkileyici ve dramatik olabilir ancak somut ayrıntılardan yoksundur (Örneğin; birini "inanılmaz bir insan" olarak tanımlayıp nedenini açıklayamamak). Tiyatral Davranış: Duygularını abartılı bir şekilde ifade ederler; sanki bir sahnede rol yapıyor gibi görünebilirler. Telkine Yatkınlık: Başkalarından veya güncel olaylardan/modadan kolayca etkilenirler. İlişkileri Yanlış Değerlendirme: İlişkilerin gerçekte olduğundan çok daha samimi ve derin olduğunu düşünme eğilimindedirler. Nedenleri ve Yaygınlığı Kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlıklar ve çocukluk dönemindeki yetiştirilme tarzının (ebeveynlerin sadece belirli davranışlara ilgi göstermesi veya tutarsız disiplin gibi) etkili olduğu düşünülmektedir. Toplumda görülme oranı
Duygu ve Düşünce
Sahte Benlik ve Varış Yanılgısı
Dijital Çağda Sahte Benlik ve Varış Yanılgısı: Ergenlik Döneminde Kimlik İnşası, Ruh Sağlığı ve Öze Dönüş Üzerine Otoetnografik Bir Analiz 21. yüzyılın dijitalleşen dünyasında, bireyin kimlik inşası süreci, sosyal medya ve popüler kültür ikonlarının yoğun etkisi altında şekillenmektedir. Özellikle ergenlik dönemi, bireyin 'Ben kimim?' sorusuna yanıt aradığı ve dış görünüşün, sosyal statünün belirleyicisi olarak algılandığı kritik bir evredir.Bu süreçte bireyler, medya tarafından sunulan 'kusursuz' idol modellerini içselleştirmekte ve bu standartlara ulaşmayı bir varoluş amacı haline getirmektedir. Ancak literatürde 'Arrival Fallacy' (Varış Yanılgısı) olarak tanımlanan durum gereği; hedeflenen kiloya veya başarıya ulaşılsa dahi, bireyin beklediği 'tamlanmışlık' hissi gerçekleşmemekte, aksine psikolojik bir boşluk (değersizlik) oluşmaktadır.Bu çalışmanın amacı; dışsal motivasyon kaynaklı (sevilme arzusu, idol taklidi) performans çabasının, bireyin ruh sağlığı üzerindeki negatif etkilerini incelemektir. Bu bağlamda, Ergoterapi disiplininin temelini oluşturan 'Anlamlı Aktivite' ve 'İçsel Motivasyon' kavramları üzerinden, bireyin 'yapmak' (doing) yerine 'olmak' (being) odaklı bir iyileşme sürecine nasıl geçebileceği, otoetnografik bir bakış açısıyla tartışılacaktır. 1.BÖLÜM:KAVRAMSAL ÇERÇEVE 1.1Mutluluk Yanılgısı: 'Arrival Fallacy' ve Hedonik Uyum Bu bölümde, bireylerin hedeflere ulaşma sürecinde karşılaştığı yaygın bir paradoks olan; "Neden hedefe ulaşınca mutluluk kalıcı olmuyor?" sorusu ele alınacaktır. Bu soru; kilo verme, kariyerde yükselme veya akademik başarı gibi hedefler tamamlandığında, beklenen kalıcı tatmin hissinin neden kısa sürede kaybolduğunu sorgular. Bu fenomeni açıklamak amacıyla, Pozitif Psikoloji literatüründe Tal Ben-Shahar tarafından tanımlanan
Alıntı