- Spoiler olabilir -
Borges’in hiçbir şeyi unutamadığı için düşünme yetisini kaybeden Funes’e benzeyeceğimden korkuyorum diyerek başlaması kitapta olanları özetliyor.
Unutamadıklarını yazarak kendisiyle yüzleşip hayatının muhasebesini yapıyor, belki de travmalarını yazarak kendini rehabilite ediyor, okuyucuya bu mesajı veriyor olabilir.
Ayrılığın hediyesi şarkısında “iyiniyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum” diyen Ahmet Kaya gibi, karakterlerin travmalarını yargılayıp bir bir asmış, bir nevi korkularıyla yüzleşme diyebilirim.
Takıntılı bir aşk hikayesi gibi görünse de gerek sosyolojik tespitler gerekse ülkemiz panoraması, hazır konfeksiyon gibi değil, terzi dikişi bir elbise gibi resmedilmiş; yazarın bu titiz işçiliği, sosyolojik derinliği adeta bir nakış gibi metne işlemiş.
Hukukta karar alma mekanizmasını sakatlayan irade fesadı halleri vardır.
Korkutma – tehdit – aldatma – yanılma
Yani bir kişiyi tehdit ederek bir karar aldırırsanız onun iradesini sakatlamış ve yanlış karar aldırmış olursunuz gibi.
Bana göre bir insanın aşık hali de bu irade fesadı hallerinden biri olabilir.
Yani aşık insanın iradesi kendi elinde olmadığı için aldığı kararları irade fesadı haliyle almış gibi değerlendirebiliriz.
Şehnaz’ın durumunu bu şekilde yorumluyorum.
Akademi dünyası özelinde ülkemiz panoraması iyi çekilmiş.
“Doçent olana kadar büyük hocaların krallıklarında paryaydılar ve bu paryalar krallarına yaranabilmek adına yaptıkları övgüler zinciri dünyayı üç defa turlayabilirdi.”
Kemal Tahir’in bir orospu tanımı var: “Orospunun dişisi, erkeği olmaz. Orospuluk huydur. Söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hattâ korkmak bile yerine göre orospuluktur.”
Kısacası yazar diyor ki ülkemizde bir kısım insanlar gücünü