Mecruh

Gülce
Uçurumun kenarındayım Hızır Ulu dilber kalesinin burcunda Muhteşem belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Dikildim parmaklarımın ucunda Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Uçurumun kenarındayım Hızır Civan hazır Divan hazır Ferman hazır Kurban hazır Uçurumun kenarındayım Hızır Güzelliğin zulme çaldığı sınır Başım döner, beynim bulanır El etmez Gel etmez Gülce'm uzaktan dolanır Uçurumun kenarındayım Hızır Gülce bir davet Mecaz değil Maraz değil Gülce bir afet Peri değil Huri değil Gülce beyaz sihir Gülce ölümcül naz Buram buram zehir
Şiir
Reklam
Hatıraların Ertesi
Nicedir kapanmakta hüzün perdeleri Bir heyuladan ibaret yaşamların üzerine Ve duyulmakta taşan niyazlar Yalnızların hasret kıyılarından Şimdi mücadele vaktidir yazgının yollarında Birleşmeli sevdayla bilenmiş yürekler Her atışı bir kor gibi yakmalı karanlığı Kurtulmalı bu sonsuz çığlık girdabından Delirtirken her nesneyi bir yorgun bakış Ve bir gülüş sustururken hudutsuz kahkahaları Dayanmak cesaretidir gölgelerde beliren Çünkü vakit artık hatıraların ertesi Geç kalınmış ihtimallerin tükenen hevesi D.K.
Kendi Kalemimden
Farkında mısın?
Yoksa gözlerin midir gökyüzünde yıldızlar; Kalbinde gizlediğin masallarda her mevsim, Gül kokan karanfiller lale renkli yıldızlar Yağmura baş kaldıran göz yaşı, aşk ırmağı Ya senin yollarında biriktirir kıştan; Ya da benim yurdumda sonbahardır, genç kızlar.. Kuşkular bizi bekler yolların ayrımında; Bulsak da bahçemizde unutulan kuşları, Aldılar bulutları yorgun düşlerimizden... Farkında mısın? Hayat gidiyor elimizden! Ne hazin yürüyoruz simsiyah menzillere; Oysa bir güneş gibi başucumuzda sevda, Gülümsüyor lekesiz tenhasında yüzlerin Şarkılara sığınmış yapayalnız ve derin Yürüyoruz karanlık hummalı bir dehlizde Gelincikler ağlıyor ayak izlerimizde Neden hep iki yüzlü tutkular ve aynalar, Yitirdik esrarını bütün maviliklerin! Nağmeler de ürküyor bu garip halimizden... Farkında mısın? Hayat gidiyor elimizden.. Nurullah Genç
Şiir
İkinci olarak, erdem nedir? Kınalızâde'nin de ifade ettiği üzere, mücerred akıl, bedeni mütâlâa ederek isteklerini müzakere eder; ifrat ve tefrit arasındaki vasatı ihtiyar ederek nefsi itidâl üzere tutar; bu itidâl durumu da erdemdir. Açıktır ki ahlâk, beden için değil akıl içindir; başka bir deyişle ahlâk, insanî olanın, beşerî olanı mütâlaa etmesidir; bunun sonucu da erdemdir. Akıl olmadan tefekkür, tefekkür olmadan bigli, bilgi olmadan erdem olmaz.
Sayfa 11 - Ketebe·Kitabı okuyor
1000k

Mecruh

, bir kitabı okumaya başladı
İhsan Fazlıoğlu
8.7/10 · 233 okunma
Reklam