Hegel'in "Ruhun dışsallasması ve nesnel bir varlık hâline gelmesi "(objectification) kavramını emeğe uyarlayan Marx, kapitalist sistemin derin bir yabancılaşmaya yol açtığını söyler. Kapitalizm, emek ile sermaye arasında kategori bir ayrım yapar ve emeği alınıp satılan bir meta hâline getirir. Emeğinden başka sermayesi olmayan isçi yahut emekçi (proletarya), kendisi için çalışmadığı ve eliyle ürettiği şeylerin üzerindeki tasarrufunu ve kontrolünü kaybettiği için, kendi emeğine yabancılaşır. Marx'ın ifadesiyle artık iş, işçinin dışında bir şeydir ve onun tabiatının bir parçası değildir . Bu şekilde çalışan bir kişi, yaptığı işten haz almaz ve itminan ve mutluluk duygusunu kaybeder. Onun emeği artık kendisinin dışında bir "nesne" hâline gelmiştir. Emeğin bu şekilde "nesneleşmesi" sonucunda insanlar kendi elleriyle ürettikleri seylere yabancılaşırlar. Fakat modern teknoloji, sadece emeğin yabancılaşmasına yol açmaz, aynı zamanda, insanın kendi eliyle ürettiği şeyleri artık kontrol edemez hâle gelmesine neden olur. Bir sonraki aşamada insanın kendi eliyle ürettigi şeyler (ekonomik ilişkiler, uluslararası ticaret, teknoloji, vd.) insanı kontrol eder hâle gelir.