Perişan bi hale gelen kanatları kurşun gibi ağırdı, fakat ona asıl ağır gelen şey başarısızlığıydı. Keşke bu ağırlık onu yavaşça dibe çekmeye yetseydi ve her şey bir anda sona eriverseydi.
Yaradılışları itibariyle ne iyi, ne fena idiler. Herhangi bir taraftan bir rüzgâr esmeye başladı mı, yaprak gibi önüne katılıyorlar, o ne yana isterse o yana doğru sürüklenip gidiyorlardı.
Günün, en bahtiyar insanları bile az çok gamlandıran bir saatiydi. Kendi etinden ve kalbinden bir parça demek olan bir insanı ümit ve şerefin mezarı demek olan bir hapishanede bırakmıştı.