Sema YAĞCI

Sema YAĞCI

, bir kitap okudu
Puan vermedi·119 syf.·
2022 23. kitabı
Haydar Ergülen
7.6/10 · 1.084 okunma
Reklam
Ben, çoktan kaybettiğimiz gölgeler dünyasını en azından edebiyat aracılığıyla tekrar hatırlatmak istiyorum. Edebiyat denen evin saçaklarını derinleştirmek, duvarlarını karartmak, görünürde neyi varsa gölgelere itmek ve gereksiz ev içi süslemeleni söküp atmak istiyorum. Her ev böyle olsun da demiyorum. Bir tane bile olsa yeter. Neye benzeyeceğini görmek için ışıkları kapatın.
Siz hiç Japon stili bir odaya girdiğinizde, odayı kaplayan ışığın sıradan bir ışıktan farklı olduğunu hissetmediniz mi? Kendine özgü kıymetli bir sükuneti olduğunu? Ya da hiç ebediyet karşısında bir tür korku, odaya girdiğinizde zaman kavramını yitireceğiniz, yılların su gibi akıp gideceği ve odadan çıktığınızda kendinizi beyaz saçlı ve yaşlanmış biri olarak bulacağınız türden bir korku duymadınız mı?
Eğer Japon odalarını biri lavi çalışması üzerinden tasvir edersem; mürekkebin en seyrek kullanıldığı yer sürgülü kapı olur, en yoğun kullanıldığı yer ise duvardaki niştir. Ne zaman ince zevkle dekore edilmiş bir Japon odasının işini görsem, Japonların gölgenin gizemini idrak edişlerine, ışıkla gölgeyi kullanmalarındaki ustalıklarına hayran kalırım. Zira ortada özel bir teçhizat yoktur. Tek yapılan, pürüzsüz ahşap malzemeler aracılığıyla temiz bir duvarda girinti oluşturmaktadır. Böylece içeri giren ışık girintide bir o yana bir bu yana dağılarak loş gölgeler oluşturur. Ninişin üstünü, çiçek tanziminin etrafını ya da üst rafın altına kaplayan karanlığa bakınca - alt tarafı gölge olduğunu bilsek de- o küçük köşeye ait tüm atmosfer derin bir sessizliğe bürünüyormuş gibi gelir. Sanki ebedi sükûnet, karanlığın efendisidir. Batılıların sözünü ettiği "Doğu'nun Gizemi" az evvel bahsettiğim türde bir karanlığın barındırdığı tekinsiz sükunete atıfta bulunur kanımca.
Çincede "şutaku" Japoncada "nare" diye bir kelime var. Bu kelimeler insan elinin uzun yıllar objeye değmesi sonucu oluşan bir cilayı ve öncesinde objenin içine doğal olarak işleyen yağı yani kiri anlatıyor. Başka bir deyişle bu ışıltının "parmak izimiz" olduğuna şüphe yok. O halde "zarafet soğuktur" nüktesine benzer şekilde "zarafet kirlidir" demek de mümkün.
Reklam