Sema YAĞCI

Lakin en azından pratik icatlar bağımsız bir yol izleyebilseydi günlük hayatımızda hatta devlet, din, sanat ve sanayi üzerinde büyük bir etkisi olurdu. Doğu kendine has bir evren inşa etmiş olabilirdi. Ufak bir örnek verirsem, bir keresinde "Bungeişuncu" adlı bir yayınevi için dolma kalemle yazı fırçasını kıyasladığım bir yazı yazmıştım. Şayet dolma kalemi Japonlar veya Çinliler icat etseydi, ucunu kalem ucu gibi değil, fırça ucu gibi yaparlardı. Ayrıca mürekkebi mavi olmaz, Çin mürekkebine yakın siyah renkte olurdu ve mürekkep, kalemin sapından fırçanın uç tarafına sızacak şekilde tasarlanırdı. O zaman Batı kağıdına - seri üretimle imal ediliyor olsa bile- yazmak zahmetli olacağı için en çok talebi Japon kağıdıyla kaligrafi kağıdı görürdü. Kağıt, Çin mürekkebi ya da fırça bu şekilde gelişim gösterseydi, kalem ve mürekkep bugünkü gibi popüler olmazdı. Biz de romajiyi (Japonca'nın yazımında kullanılan latin alfabesi) icat etmeye gerek duymazdık. Kanji ve kanalardan okuşan yazı sistemize de daha bağlı olurduk. Sadece bu kadar da değil. Belki görüşlerimiz ve edebiyatımız Batı'yı bu kadar taklit etmez ve daha yaratıcı alanlara yönelirdi. " Düşünüyorum da, önemsiz bir yazı yazma aletinin bile etkilediği alanlar uçsuz bucaksız."
Reklam
*zarafet soğuktur. Japon mimarisinin içindeki en estetik yapının tuvalet olduğu haklı olarak iddia edilebilir. Her şeyi şiire döken atalarımız, bir evde en pis olması gereken yeri, tam tersine zerafet dolu bir yere dönüştürerek onu doğanın güzellikleriyle harmanlamış ve büyüleyici bir birliktelikle sarmalamıştır. Tuvaleti kirli olarak etiketleyen, insan içinde ağza dahi almaktan kaçınan Batılılara kıyasla bizler açık ara daha bilge ve zevk sahibiyiz. Eksik bir yönünü ille de söylemem gerekiyorsa, ana binadan ayrı olması sebebiyle geceleri gitmenin zahmetli olmasından ve kışları üşütme ihtimali yaratnasından söz ederim. Ancak şair Şaito Ryoku'nun dediği gibi "zarafet soğuktur" ve bir yerin açık hava serinliğinde oluşu kendimizi daha iyi hissettirir. Otellerin Batı tarzı tuvaletlerindeki buğulu sıcaklık oldukça sevimsizdir.
Neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda güçlüdür? Batı da ekektriğin gazın ya da petrolün olmadığı dönemlerden geçti ama bildiğim kadarıyla onlarda gölgelerden keyif alma eğilimi yok. Hayalet tasvirlerinde, eskiden beri Japon hayaletlerin ayakları olmaz ancak Batı'da hayaletleri ayakları vardır, üstelik vücutları da seçilir. Bu kadar ufak bir farktan bile anlarız ki bizim fantezilerimizi zifiri karanlık süslerken, onlar hayaletleri bile cam gibi berraklaştırır.

Sema YAĞCI

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2022 00:00
·
2022 22. kitabı
Cuniçiro Tanizaki
6.9/10 · 2.962 okunma
O zamanlar yüreğim arzularla doluydu, Şimdi gözlerim yaşlarla dolu; eskiden içini dolduracağım bir hayatım vardı, bugün yaşamımın ıssızlığını hissediyorum.
Reklam