Hücremin nemli duvarına kaşığın sapıyla bir martı resmi çizmiştim. Kanatlarını alabildiğine açmış, kocaman, özgür ve korkusuz bir martı. Günlerimi ona bakıp, başkaldırmanın, zulme boyun eğmemenin, direnmenin ne demek olduğunu düşünerek geçiriyordum. Zulme karşı direnmeyen insan önce onurunu ve öz saygısını yitiriyordu. Yüzlerine sinsi, işbirlikçilere özgü kirli bir ifade yerleşiyordu.