Keçi yolları çetin. Tepeler örtülüyor katırtırnaklarıyla. Dal kıpırdamıyor havada. Kuşlar ve kaynaklar ne kadar uzak! Acunun sonu olabilir bu ancak, ilerlerken.
EY MEVSİMLER, ŞATOLAR
(MUTLULUK)
Ey mevsimler, şatolar
Hatasız hangi ruh var?
Ey mevsimler, şatolar,
İnceledim uzun uzun
Büyüsünü mutluluğun.
Selam ona, sesi her an
Duyulur Galya horozundan.
Arzudan, özlemden uzak
Ömrüm mutluluğa tutsak.
Bu büyü ruhu, bedeni
Aldı, güçsüz koydu beni.
Bitmeli mi sözüm artık?
Böyle istiyor mutluluk!
Ey mevsimler, şatolar!
ŞAİRİN ÖLÜMÜ
Yatıyordu. Yüzü solgun ve dolu yadsımakla,
Artık dünya ve ona ilişkin tüm bilgileri
Algılamasından koptuğundan beri
Dönmüş halde o duyarsız ilk yıla geri
Dayalı duruyordu dik konmuş yastıkta.
Bilememişti böyle yaşarken görenler,
Tüm bunlarla nasıl bir olduğunu onun,
Çünkü bu derinlikliler, bu kırlar, çimenler
Ve bu sular; tüm bunlar yüzüydü onun.
Ah bütün bu genişliklerdi onun yüzü
Ki oraları özler ve ulaşmaya çalışır hala;
Ve şimdi endişeyle ölmekte olan maskesi,
Çürüyen bir meyvenin adeta havada
Yumuşamış ve yarılmış iç bölümü.
Bak, her şey açılıyor: açılıyoruz biz de;
Bir şey değiliz çünkü bu mutluluktan maada.
Bir hayvandaki kan ve karanlık içimizde
Bir ruh oldu ve devam ederek ruh olmaya
Sesleniyor. Ve sana sesleniyor o ruh...