Bir çocuk ebeveynlerinin imkansız taleplerini (dürtülerini kontrol etmesi, duygularını bastırması, savunmalarına saygı duyması ve patlamalarına tahammül etmesi) karşılayamadığında, anne-babasının onu sevgilerinden mahrum bırakmakla tehdit etmesinin ne denli zalimce olduğunu, ancak çocuğun bu beklentiler karşısında ne kadar güçsüz olduğunu fark ettiğimizde anlayacağız.
Hani nerede büyük kadın filozoflar, vizyon sahibi kadınlar nerede, maceracılar? Araştırmacılar? Şöyle doğru dürüst bir kadın hareketini bile beceremediniz. Olduysa da bugün nerede? Nerede sizin büyük romanlarınız, besteleriniz, resimleriniz?
-
ana karakterin böyle bir düşüncesi var
ama karakterimiz tarihte kadın bilim insanlarının veya kadın filozofların az olmasının sebebinin kadınların binlerce yıllık sosyokültürel bir yapıyla sistematik olarak görünmez kılınmaları, dışlanmalarıyla ilgili olduğunu anlayamayacak bir seviyede, sürece değil sonuca odaklanarak yorum yapma eğiliminde.
Ama erkek egemen toplumda antik çağdan 19. yüzyıla kadar kadınların eğitim görmesinin yasaklandığını, kadınların toplumsal rolünün yalnızca çocuk doğurup, evi idare etmek olarak görüldüğünü, bilimin 'erkek uğraşı' olarak görülüp kadınların bu alandaki çalışmalarının ciddiye alınmadığını, hatta kadınların, bu alandaki çalışmalarını, ciddiye alınmak için erkek isimleriyle yayımlandığını yani kadınların eserlerinin erkeklere mâl edildiğini görmezden gelerek kadınları cahillikle etiketlemeye yer aradığının farkında değil.
Kadınları hayattan koparmaya, var olmalarını engellemeye sistemlenmiş zihniyet bir de onun neden bilim insanı olmadığı hakkında konuşabiliyor. Korkunç bir özgüven ve ironi.
ahlak kurallarını aşıladıklarını iddia eden çeşitli din okullarında korku yoluyla eğitim hala devam eden bir uygulama. ancak bu yalanı sürdürmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor.
Sokakta rastlanan binlerce vakada –yolunuzu kesen bir araç, köpeğini tekmeleyen veya yerlere çöp atan biri– başkalarına saygı göstermeyip sıradan sağduyu ilkelerini bile hiçe sayarak birlikte yaşamanın koşullarını ortadan kaldıran kişidir aptal. Gerçekliğin tümüne değinmeden söylenebilecek ilk şey, bu tür davranışların çoğunun yalnızca söz konusu kişiyle ilgili olmaması, daha derin sorunların semptomları olmasıdır: tehlikeli ve zor çalışma koşulları, kaygı verecek kadar çığırından çıkmış eğlence ve tüketim endüstrisi, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen yapıların başarısızlığı gibi. Sadece aptalların sosyal hayatın koşullarını yıkmasını değil, aynı zamanda bu aptalları üreten hasta toplumun işleyişini de hesaba katmak gerek.