carl jung "inkar ettiğin şey seni esir alır.
kabul ettiğin şey seni dönüştürür" diyor.
İnsan, gölgesinden kaçtıkça ona daha çok benzer. Karanlık yönlerini bilinçdışına sürgün ettiğinde, onlar kader kılığına girerek hayatına geri döner. Kişi ancak kendi içindeki çatışmaları tanıdığında bütünlüğe yaklaşabilir.
Başkalarında seni en çok rahatsız eden şey, çoğu zaman kendinde görmek istemediğin parçanın yansımasıdır. Bu yüzden gerçek özgürlük, kusursuz olmakta değil; kendi eksikliklerinin farkında olarak yaşayabilmektedir.
Ruhun gelişimi, ışığı aramakla değil, karanlığı anlamakla başlar. Çünkü insan aydınlığa hayaller kurarak değil, bilinçdışını bilinçli hâle getirerek ulaşır. Ve bilinçdışına çıkarmadığın her şey, yaşamında kader olarak karşına çıkar.
Kendinle yüzleşmeye cesaret ettiğinde, korktuğun şeylerin çoğunun düşman değil, dönüşümünün habercisi olduğunu görürsün. O zaman benliğinin parçaları savaşmayı bırakır ve insan, olduğu kişi ile olmak istediği kişi arasında bir köprü kurmaya başlar.