"Bir bilsen Urfa'da kurşun atanı
minareden barikattan
selvi dalından
Ölüme nasıl gülerdi
Bilmeni mutlak isterim
duyuyor musun?
Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip
Nerede olursan ol
içerde, dışarda, derste, sırada
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladın
fırsatçının, işbirlikçi hayının
Dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım
namuslu, genç ellerinle
Kızlarım
oğullarım var gelecekte
Her biri vazgeçilmez, cihan parçası
Kaç bin yıllık hasretimin goncası
gözlerinden
gözlerinden öperim
Bir umudum sende
anlıyor musun?"