Oliver Twist’i ilk kez çocukken, 1971 yapımı filmini izleyerek tanımıştım. O zaman bile içimi hüzün ve çaresizlikle dolduran bu hikâye, yıllar sonra kitabını okuduğumda aynı duyguları yeniden yaşattı bana. Dickens’ın kaleminden çıkan bu eser, yalnızca bir yetim çocuğun hikâyesi değil; adaletsiz bir dünyanın içinde saf kalmayı başarabilen bir yüreğin direnişi.
Oliver hayata çok zor şartlarda, tamamiyle şanssız ve trajik bir kayıpla başlıyor,tek varlığı olan annesinin ölümü..Ancak kaderin çizdiği yolda, Tanrı’nın planı adım adım onu hak ettiği huzura ve sevgiye ulaştırıyor. Okurken onun karanlıklar içindeki masumiyetine tanık oldum,öfke ve umut dolu hislerle bir oturuşta bitirdim.
Kitabın dili oldukça sade, olaylar öylesine canlı anlatılmış ki sanki oradaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Dickens’ın atmosfer yaratmadaki ustalığı, karakterlerin iç dünyasını da derin bir şekilde hissettiriyor.
Benim için Oliver Twist sadece bir klasik değil, her okuduğumda kalbime dokunan, beni iyiliğe ve empatiye çağıran bir eser. Her şanssız çocuğun Oliver gibi sonunda mutluluğu bulabilmesini dilerim.
Hayatım boyunca severek okuyacağım, yeri bende çok özel bir kitap.