"Ozanlar yılan gibi derdi belki ama artık yılanları iyi tanıyordum. Namuslu engereği her zaman yeğlerim, beni ancak onu rahatsız edersem sokar, daha önce değil."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Daidalos bir keresinde bana eskiden evlerini genişletmek için onu tutan Girit efendileri hakkında bir şey anlatmıştı. Aletleriyle gider, duvarları yıkmaya, zeminleri sökmeye başlarmış. Ama ne zaman zeminin altında onarılması gereken bir sorunla karşılaşsa, ev sahipleri surat asarmış. Anlaşmada yoktu bu.
Tabii yoktu, dermiş Daidalos, evin temelinde yatıyordu ama bakın, işte orada, gün gibi ortada. Çatlak kirişi görüyor musunuz? Zemini yiyen böcekleri görüyor musunuz? Taşın bataklığa nasıl gömüldüğünü görüyor musunuz?
Efendileri daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramazmış bu. Sen kazana kadar her şey yolundaydı! Ödeme yapmayacağız! Kapat, boya. Bu kadar zamandır ayaktaydı, bundan sonra da ayakta kalacaktır.
Böylece Daidalos arızayı mühürler, ev de bir sonraki mevsim yıkılırmış. O zaman ev sahipleri gelip onu bulur, paralarını geri istermiş."
"Nympha'lar etrafımda geziniyordu. .. Hiç değilse erkek kardeşleri yollanmıyor buraya, dedim kendi kendime. .. Ama tabii hiçbir zaman gerçek bir tehlike değildi bu. Oğullar cezalandırılmazdı."
"Bir elin parmakları kadar olan o dakikalara daha ne kadar tutunacak, iplikleri atmış bir battaniyeyle örtünmeye çalışır gibi, kendimi daha ne kadar o dakikalarla örtmeye çalışacaktım?"