IG: instagram.com/begummol_
X : @umarsizyazar
Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir.
~Stefan Zweig
Sevgi'yle sevgisiz, Bilge'yle bilgisiz, kabalığın içinde yersiz, ruhunun içinde yalnız, gönlünün içinde kimsesiz olan Hikmet'in hikmetsizliğindeki kayboluşu ve bu kayboluşun içindeki oyunların sahteliğinde gerçekliğin vurucu anlatımı...
Ait olduğu dünyayı bulamayan, hayatın bir köşesine sıkışıp kalan, içinde özgürlük rüzgarları esen bir adamın içsel çatışmalarını okuyoruz Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunları'nda...
Hikmet'in her çatışması insana kendi dünyasını sorgulatırken, albayın her cümlesi bilinenin açmazlığını gösteriyor...
Asıl ihtilal insanın zihninde olmadıkça, insanın kendi kendisinin nasıl esiri olduğunu görüyoruz romanın karakterlerinde.
Her zaman olduğu gibi Oğuz Atay, yine okuyucuyu içsel yolculuğuna çıkarıp kişisel sorgulamasını yaptırıyor.
Hikmet'in hikayesi, insanı savrulduğu noktadan yakalayarak içine çekiyor.
Hangimiz kendimizi dünyanın Tehlikeli Oyunlarından koruyabiliyoruz dersiniz?
Bütün hayatımı, en ince ayrıtılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artk ne olacaksa olsun istiyorum.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay
Atatürk; "Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin Ziya Gökalp'tir." diyerek bahseder etkilendiği bu iki yazardan.
Kendisinin de belirttiği gibi Ziya Gökalp fikirleri konusunda en çok etkilendiği yazarlardan biridir.
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak Osmanlı'nın özellikle son dönemlerinde görülen kimlik karmaşasına çözüm sunar niteliktedir.
️ Türkleşmek, bir ulusun ayakta kalabilmesi için gerekli olan ortak dil, kültür, tarih, gelenek ve değerler birliğidir.
️ İslamlaşmak, ortak bir ahlaki değer yaratmaktır. Din katı kurallar yaptırımı değil, ortak değerler bütünü olarak halkı bir arada tutmaya araçtır.
️ Muasırlaşmak, örf ve adetleri yok etmeden batının ilmi ve fenni gelişmişliğini yakalamak olarak öne sürülür. Yani bilim ve teknoloji örnek alınırken mevcut kültür ve ananeler korunmalıdır.
Önermeler arasında Atatürk'ün etkilendiği detaylar açıkça görülebiliyor. Ancak, Atatürk'ün de dediği gibi, kendisi Gökalp'in düşünce biçimini aynen almamış, toplumu ileriye taşıyacak şekilde bu fikirleri evriltmiş ve geliştirmiştir.
Zira Ziya Gökalp'in de yaklaşamına baktığımızda bir çok düşüncesinin, savlarının evrildiğini ve değiştiğini görürüz. Aşamalı olarak dönüşen bir fikir süreci vardır.
Bu kitapta dönüşümünün nihai halinden önceki fikirlerini de bulmak mümkün. Sonraki fikirlerine bakınca da değişimleri tespit edilebilir.
En azından ben bu karşılaştırmaları elimden geldikçe yakalamaya çalıştım. Bu şekilde okumak daha anlamlı ve keyifli hissettirdi.
Deneyimlemek isteyenlere keyifli okumalar diliyorum.