IG: instagram.com/begummol_
X : @umarsizyazar
Kitap okuyan insanlar, dünyayı yalnızca kendi gözleriyle değil, sayısız insanların ruhsal bakışlarıyla görebilir.
~Stefan Zweig
207 sayfayı 1.5 günde, 287 sayfayı bir günde okutan kitap, İki Şehrin Hikayesi...
Fransız Devrimi'nin öncesi ve sonrasında Londra ile Fransa arasındaki olaylar üzerine kurulu bir roman...
Londra'nın düzenli ve güvenli ortamından Fransa'nın kaosuna uzanan bu hikaye eşitsizlik, adalet, fedakarlık, intikam gibi kavramlara vurgu yaparken; umut ve yıkımın iç içe geçişini anlatıyor.
Sahiplik bile olmadan yapılan fedakarlıkla sevginin gücünü hissettirirken; iyiliğin en karanlık ortamlarda bile ışıldayacağını gösteriyor.
İki Şehrin Hikayesi, çoğu kişinin okuduğu ve etkisinde kaldığı romanlardan.
Charles Dickens'ın anlatımdaki gücü ve hikayesini tanıyınca bu etkiyi artık anlayabiliyorum.
Benim için pek çok duygunun iç içe geçtiği, farklı bakış açılarıyla yeni fikirler sunan güzel bir okuma oldu.
Namık Kemal kaleminin mürekkebi olan vatan aşkı bu kez de Akif Bey hikayesiyle karşımıza çıkıyor.
Sevdiği kadını bırakmanın acısı ve vatana hizmet edecek olmanın heyecanlı guruyla savaşa giden Akif, döndüğünde hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamıyor.
Tiyatral olarak yazılan Akif Bey'in hikayesi, Osmanlı'nın sosyo-politik yapısını anlatırken; kişisel arzular ve toplumsal beklentileri, vatan için gerekli fedakarlıkları, sadakat ve adalet gibi bugün de güncelliğini koruyan değerlere dikkat çekiyor.
Birkaç saatte okunacak kadar ince olsa da içeriği güçlü bir hikaye.