Bir dağ vardı. Ve o dağın arkasında bir güneş her gün batıyordu. Umutsuzluğa, korkuya doğru. Ve o güneş, her günün sonunda karanlığı getiriyordu yüreğime. Soğukluğu, hissizliği… Kendi kendime kalmam tehlikeliydi.
“Bu kadar büyük bir sevgiyle doluyken ona karşı, acıdan başka bir şey hissetmedin sen. Hep güldün yanlarında. İçten içe ağladığını bilmedi hiçbiri. Sen onu sevdin, bense çektiğin her zerre acıyı. Onu anlattığın her acı dolu mesajında düşündüm. Bir insan, başka birini nasıl bu kadar çok sevebilir diye. Nasıl bu kadar güzel sevebilir diye…”