Korayin tüm kitapları gibi efsane ya zaten gözlük serini bence sevmeyen yoktur çünkü acayip kafa bı kitap hele ege tam kafa ya bence gayet efsane olmuş hatta yanılmıyorsam kimliği kirletilmişler mabedi de bu serinin ara kitabı yani oda efsane.
İlk kitabını wattpadte bayıla bayıla okumuştum. İkincisi de çok güzel çıktı. Koray Abi gene beni derinden etkiledi. Umarım 3. gelir de mutlu sona ulaşırız
Kısa zamanda çok şey yaşandı ve bitti. Uğurlarına kurulan cümleler tükenmeden gözlük yere düştü. Savruldu, parçalandı. Sonbahar yaklaşırken küçük bir kızın iç çekişine, bir aracın siren sesine saklandı boğaz acıtan çığlıklar. Umudu arayan kalpler, sevgi ve arkadaşlık bağlarını tutan incecik iplere sardı titrek parmaklarını.
Gözlüğün camları kırılırken nice kalpler de kırıldı beraberinde. Ateş düştü. Yaktı, kavurdu. Buhar oldu, havaya karıştı. Sonra herkes ateşi soludu. Bazen ciğerler yandı, bazen soğuk bedenler ısındı.
Kaybedişin boğazları düğüm düğüm ettiği bir gün, rüzgar saç telleri ile dans ederken sarıldılar birbirlerine.
Sonra bir gün seçtiler kendilerine. Onlar, sevilmeyeni sevdiler. O güne ise Lacivert Pazartesi dediler.
Bu kitap yazarın birinci kitabı Gözlük'ün devamı yine aynı kişiler anlatılıyor.Ama bu defa ayrı ülkelerdeler.Ege babasıyla gidiyor ve diğer arkadaşları Türkiye'de kalıyor.Evrim çok sevdiği bir insanı Atakan'ı kaybediyor.Burak Belçin'i sevmekten vazgeçmiyor.Ve Ege geri dönüyor.İlk kitap daha dolu doluydu sanki ikinci kitap biraz hafif kalmış yanında...
Merhaba bugün sizlere gözlük serisinin ikinci kitabı olan Lacivert Pazartesi'yi yorumlamak istiyorum. Bana kalırsa başlarken söylemem gereken ilk şey, serinin ilk kitabında gerçekten çok fazla alıntı işaretlediğimdir. Gerçekten beklentilerimin çok üzerinde bir kitaptı, yorumlarına güvendiğim hesapların önerisi ile almıştım. Fakat asla pişman değilim, zaten ona da bir yorum girmiştim. Şimdi asıl kitabımızın yorumuna gelecek olursak: ilk kitaba kaldığı yerden son hızı ile devam etmişti. Olayların ne kadar daha farklı gelişmesini istesem de bu olay örgüsü de gerçekten beni fazlasıyla tatmin etti. Yazarın zaten ne kadar usta oldun anlatmama gerek yoktur.
Bu kitapta karakterlerini daha fazlası ile karakterini tanıyacağınızı düşünüyordum, aslında bir bakıma haklı da çıktım. Çünkü bazı yerlerde gerçekten o kadar çok psikolojik analizler ve derinlemesine ince incelemeler vardı ki post-it kullanmaktan ve kalemle altını çizmekten kendimi alamadım. Zaten aşağıya fa bir kaç alıntı eklerim.
Sadece rahatsız olduğum konulardan bir tanesi de, bazı yerlerin tahmin edilebilir olmasıydı. Ama endişelenmeyin, bu yerler kadar tahmin edebilseniz de bir şekilde yazarın eklediği ufak detaylar sayesinde okunabilir bir havası vardı. Ayrıca okurken bir yerleri tahmin edebilmek, daha sonra haklı veya haksız çıktığımız öğrenmek bence ayrı bir keyif veriyordur herkese.
Yalnızca bazı uyarılarda bulunmak istiyorum ki bunları dikkate almanızı öneririm ilk kitap ne kadar +18 unsurlar içerse de,bu kitap daha masum yazılmıştı. Emin olun ki, devam kitabı olmasaydı 13 yaş üzeri herkese önerirdim.
Kısaca toparlamak gerekirse yazarın olaylara bakış açısını ve bunu karakterler aracılığıyla bize akyarışını çok sevmiştim. Özellikle bu kitapta birazcık daha Berçin Karakterine odaklanmamız ve aslında ilk
Hani Sezen diyor ya şarkıda,
"Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler..." diye.
İnsanın boğazına o an bir yumru yerleşiyor...
Başkalarının isteği dışında yaşamak çok güzel bir his. Hesapsız kitapsız.
Herkesin geçmişi çok temiz olmuyor maalesef. Herkesin güzel okul yılları yok. Kimisininki kâbusa dönmüş. O yüzden kitaptaki Ege karakterini en iyi ben anlıyorum. Hele Berçin karakterinin ben olduğumdan şüphelendim. Acaba yazar beni bir yerlerden tanıyor olabilir mi, hayatıma son derece vakıf olacak kadar.
Tanrı bir yerlerden bizi izliyor mu? Yalnızca izlemediğine eminim yani izlemekle yetindiğine. Bir şeyler yaptığına zaman zaman şahit oluyorum. #262509179
Ben de okul yıllarında akran zorbalığına maruz kalmış insanlardan biriydim. Yaşadığım zorbalıklar yüzünden tüm hayatım karardı. Yedi senemi hapiste gibi geçirdim. Hiç güzel yıllarım olmadı. #262510133
Sınavlar, dershaneler ve aptal soru bankaları arasında geçirecek bir ömrü reddettim. Kendimi binaların arasına hapsetmeye hiç niyetim yoktu.
Yaşamayı seçtim. #178611638
Yerim seni YKS...
Kitap birinci kitaba göre çok daha yavaş ilerliyor.Yani kitabı okurken sıkılabilirsiniz.Aslinda çok da heyecan verici olaylar yaşanmıyor sadece günlük hayatta belki çoğu kişinin başına gelebilecek şeyleri anlatıyor.Ama yine de Ege'nin umudu ve umutsuzluğu size bir şeyler katacak
Gözlük 2 durağan bir kitaptı ve oldukça melankolik. Sanırım bu sıralar ben de böyle olduğum için hoşuma gitti oldukça. Heiley17'den okumuş oldum bu sefer. Karalığın içinde çekildim onunla beraber.
Kısa zamanda çok şey yaşandı ve bitti. Uğurlarına kurulan cümleler tükenmeden, gözlük yere düştü. Savruldu, parçalandı. Sonbahar yaklaşırken, küçük bir kızın iç çekişine, bir aracın siren sesine saklandı boğaz acıtan çığlıklar. Umudu arayan kalpler, sevgi ve arkadaşlık bağlarını tutan incecik iplere sardı titrek parmaklarını.
Gözlüğün camları kırılırken, nice kalpler de kırıldı beraberinde. Ateş düştü. Yaktı, kavurdu. Buhar oldu, havaya karıştı. Sonra herkes ateşi soludu. Bazen ciğerler yandı, bazen soğuk bedenler ısındı.
Kaybedişin boğazları düğüm düğüm ettiği bir gün, rüzgâr saç telleri ile dans ederken sarıldılar birbirlerine.
Sonra bir gün seçtiler kendilerine.
Onlar, sevilmeyeni sevdiler.
O güne ise, Lacivert Pazartesi dediler.
Lise zamanında alıp liseden mezun olduktan sonra okuyan ben deniz bir kez daha fark ettim ki bazen plan yaptığımız şeyleri istediğimiz zamanda yapamıyor olabiliriz. Her şey kendi zamanını bekler.
Lise kurgusu olup eğlenceliydi. Güzel alıntılar da vardı güldüren yerlerde ve üzen yerlerde…
Çünkü lise hayatı böyle bir şeydir. Şenlikli geçmesini sağlayan bir arkadaş grubunuz varsa daha da renkli geçer. Aşk dramları peki …
Sen seversin o sevmez ama sen onu sevmeyi daha çok seversin . Yetişkinliğe adım attığın o dönemde duygular çok yoğundur. Yapmam dediğin şeyleri yaparsın ve duyguları dorukta yaşarsın. Lise anılarını kıymetli yapan şeylerden biri de o bence. Duyguları sonuna kadar yaşamak…
Kitaba geri dönücek olursam ana karakter Ege zorlu bir dönemden geçmekte olup hislerini okumaktayız. Hissettikleri liseye özgü hisler değil. Çünkü o hisler zaman zaman her insanı kuşatan türden .
İyi okumalar dilerim. Belkide bu satırları okuduktan sonra liseden o eski arkadaşa mesaj atarsınız ve gerçekliğiniz değişir . Tercih sizin . O mesajı atmak da ya da bu kitabı okumak .
Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde doğan Koray Yersüren lise yıllarında yazmaya başlamış, ilk hikayesi olan Hastalık’ı 2014 yılında yayınlamıştır. Eğitimini Akdeniz Üniversitesi'nde tamamlayan yazar, ikinci üniversitesindeyse edebiyat okumaktadır. Camdan Kalpler serisi Gözlük ve Gözlük 2 -Lacivert Pazartesi, Kimliği Kirletilmişler Mabedi ve Aynı Gökyüzünün Kıyameti isimli kitaplarıyla pek çok okurun beğenisini kazanan yazar, farklı projeleri üzerinde çalışmaya devam etmektedir.