Karanlık gecede, kara taşın üzerinde dolaşan, kara karıncayı gören ve ayağınının sesini işiten Allahu teala'dır. Zira, o karıncayı yaratan ve ona yaşama gücü veren Hâlık-ı mutlak elbette bizlerin de her şeyimizi bilici ve görücüdür.
sanatı dahiler başlatır dahiler bitirir anlıyorsunuz ya dahiler! budalalar taklitçiler ya da eleştirmenler velesquez'in tablolarını, michelangelo'nun heykellerini, homeros'un dizelerini çarpıtamazlar da bozamazlar da. doğru yok edebilir, yırtıp parçalayabilir, yıkabilir, kırabilirler ama o yapıtları kendi düzeylerine çekmeye güçleri yetmez.tam da bu nedenle gerçek sanattan nefret ederler.
insan suretine bürüneli beri korkmadan geçirdiğim bir an anımsamıyorum:daha yüreğimin ilk atışını duyuşumda bile.aynı anda hem yaşama hem ölüme olan uzaklığı sayan o keskin,yüksek tık sesi,beni daha önce hiç duymadığım bir ürküntü ve telaşla sarmıştı.insanlar her yanı ölçüp saymayı severler,anladım da, yaşamın yitip giden her bir saniyesine sihirbaz titizliğiyle eşlik eden bu sayacı bağırlarında nasıl taşıyabilirler?
Hayvanın gözü pâdişahı görebilseydi, öküz de, eşek de Allah’ı görürdü.Sende, hayvanlarda da bulunan nefsânî duygulardan başka bir
duygu olmasaydı...Âdemoğulları nasıl olur da yücelirlerdi?
Bir akıl, başka bir akılla birleşirse, kötü iş işlemekten,kötü söz söylemekten kurtulur.
Fakat nefs başka bir nefsle dost olursa, cüz’î akıl işsiz güçsüz kalır, bir iş göremez olur.