Modern bir aşk öyküsünün anlatıldığı dramatik bir romandır.Kısaca özetlemek gerekirse :Her şey eserin kahramanlarından Hamdi’nin arkadaşının(yazarın anlatıcısı),
Raif Efendiye ait defteri açıp okumasıyla içine kapanık olan Raif Efendi’nin aşk hikayesi ortaya çıkar.Raif Efendi, babasın talebi üzerine Berlin’e mesleki anlamda kendini geliştirmek ve dil öğrenmek için gider.Orada bir pansiyonda kalır.Bir gün dışarı çıkıp resim sergisinde dolaşırken gördüğü bir resim karşısında gönül dünyasında adete şimşekler çakar ve resme büyük bir hayranlıkla seyre dalar.Resimde gördüğü Kürk Mantolu Madonna’dır.Daha sonra dışarıda gezdiği bir gün resimde gördüğü portrenin yazarını yani
aslını görür.Ve bir vesileyle onunla tanışır ve arkadaş olurlar.Birlikte vakit geçirerek birbirlerine yoldaş olurlar.Daha sonra Raif Efendi’ye, babasının vefat haberi gelmesi üzerine memleketine döner ve Maria Puder’le mektuplaşırlar bir süre.En son yazdığı mektup geri döner ve Maria’dan haber alamaz.Maria’nın kendine göre birisini bulduğu ve kendisini unuttuğunu düşünerek ona darılır.Ve evlenir çocuk çoluk sahibi olur ama aradığını bulamaz.Aradan on yıl geçmiştir.Bir gün dışarı alışveriş için çıktığında Maria Puder’in akrabasıyla karşılaşır.Bütün düğüm Raif Efendi’nin Maria’nın akrabasına sorduğu sorular karşısında aldığı cevaplarla çözülür.Mari Puder’in gebe olduğu, hastalığından doalyı müdahale edilerek çocuğun kurtarıldığı ve kendisinin vefat ettiğini öğrenir.Raif Efendi’nin on yıl öldüğünden dolayı mektupların cevapsız kaldığını ve bir kızının olduğunu öğrenir.Kendisi bu acıya dayanamayarak vefat eder.
Raif Efendi’nin, aşk kağıda yazılmasa da ben yazdım Maria Puder’im (Kürk Mantolu Madonnam) dediğini duyar gibiyim.Aşk insanın tabiatına canlılık katar.Bunu, bu romanda açık bir şekilde