Beni çağırdılar:
En sona sakladığım kelime “Yalan”dır dedim.
Durdular, düşündüler. Beni bıraktılar.
Onlar beni bırakınca ben:
—
Bunu biliyordunuz da neden onlara öğretmediniz? deye
sordum. Boyun büküp bana baktılar.
“Onlar asıldılar” dedim, sizi asmayacağım çünkü artık on-
lar zavallı oldu. Doğruyu bilmeden öğrenmeden gittiler. Siz bi-
lip öğrendiniz ve kaldınız. Kalmak benim hakkım. Beraber ka-
lamayız dedim. Kendimi asmak onlara haksızlık etmek olacaktı.
Hepsini kestim.
Oysa, öldürmek ölmekten kaç kat ağırdır biliyor musunuz?
Ne gezer! Yaşamayı, yaşadığınızı biliyor musunuz? Ne gezer. Su
içerken çiş ederken gördüğünüzü yaşamak sanıyorsunuz. Bilmi-
yor muyum ben sizin yaşama’dan neyi anladığınızı? Yaşamayı
anlamadığınızı bilmiyor muyum?
Su taşıyan hayvan yok. Fıçı kim bilir ne oldu. Dükkân ve ev
orada. Kuş bir daha görünmedi. Benzerini de zaten hiç önceden
görmemişdim. Sonra da görmedim.