d

“Hayli tecrübeye sahipsiniz ,” diye yazıyordu Choiseul düşesine, “ama sahip olmadığınız bir tecrübe var ki, ümit ederim bu tecrübeyi asla edinmezsiniz, o da duyguları yitirmek ve onlardan vazgeçmenin sızısını hissetmektir.”
Reklam
Belli bir süre geçtikten sonra hiçbir şeyin olmayacağı, hiç kimsenin gelmeyeceği anlaşılır, geriye boş bir bekleyiş kalmıştır yalnızca. Belki de bu durumu yaşıyordu Macmann. İnsan öldüğünde çok geçtir artık, bekleyiş fazlasıyla sürmüştür, durmak için yeterince canlı değildir.
Yaşamak diyorum ama bilmiyorum anlamını. Ne yaptığımı bilmeden çabaladım buna. Belki de yaşadım, kim bilir, hiç farkına varmadan.
Acılarımdan söz etmeyeceğim. Onlar en derinlerine gömülmüş, hiçbir şeyi duyumsamıyorum. Orada ölüyorum işte, aptal bedenimin ayırdına varmadan. Görülen, bağıran ve çırpınan benim budala kalıntım. Birbirlerinin farkında değiller, bu karmaşanın içinde bir yerde düşünce çabalıyor ama sonuçsuz çabası. Her zamanki gibi beni arıyor olmadığım yerde.
İntihar takıntısı ne yaşayabilen ne de ölebilen insana hastır ve onun dikkati asla bu çifte olasılıktan uzaklaşmaz.
Reklam