Örneğin, o ‘görmek için beklediğim’ gün: Sana olan saf güvenim yıkılıp gitti, paramparça oldu. Beni aldatmıştın, atlatmıştın —en azından gizlemiştin bir şeyi benden.
Biliyorsun, o zaman o uzun öyküyü kurmuştum; senin parça parça sözlerini bir araya getirip, bir ‘senaryo’ yazmıştım. Tek açıklamaydı bu, kafamda, neyi benden gizlediğin konusunda. Elimdeki verilere uyan tek açıklama… ne yapabilirdim?
Güvenim yitikti — bir daha geri de gelmez güven; bir kes yitince, sonsuza dek yitiktir.