cocuk hakları çalışırken sinirleniyorum ya.yalandan bin tane belge imzalanmış bin madde koymuşlar dünyadan haberin olmasa oh ne güzel dersin dünyanın farklı yerlerinden çocuklar açlıktan savaştan ölüyo. e bize konu çıksın diye imzaladınız bu kadar seyi a essoluessekler
Edebiyatın etkileri
Ah, edebiyat harika bir şey, çok harika bir şey: Bunu önceki gün o insanlarla birlikteyken keşfettim. Derin bir şey. İnsanların kalplerini güçlendiriyor ve onlara yol gösteriyor. Edebiyat bir resim, daha doğrusu bir anlamda hem resim hem de ayna; duygunun bir ifadesi, incelikli bir eleştiri biçimi, öğretici bir ders ve bir belge... 📖 İnsancıklar
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
DENİZLİ'DE ''HORASAN'DAN ANADOLU'YA'' BAŞLIKLI BİR ETKİNLİK DÜZENLENDİ...  KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 11 Haziran 2026 Perşembe günü, saat.18.30'da;Türk Ocakları Denizli Şubesi Binası-Denizli adresinde, ''Horasan'dan Anadolu'ya'' başlıklı bir etkinlik düzenlenmiştir. Özbekistan'dan gelen 6 konuşmacının isimleri aşağıdaki şekildedir. Respublika Maneviyat ve Marifet Merkezi'nden Bekzod Abdirimov. Urgenç Devlet Pedagoji Enstitüsü'nden Umarjon Xujamuratov, Celaleddin Mengüberti Vakfı Başkanı Mumin Madaminov. Urgenç Devlet Üniversitesi'nden Jafar Madraimov, Respublika Maneviyat ve Marifet Merkezi'nden Tolibjon Sobirov ve Urgenç Devlet Pedagoji Enstitüsü'nden Yetmishboy Abdullaev, isteyen herkes bu etkinliği ücretsiz olarak izleyebilir.   **************************************************************************************************** SAMSUN'DA ''CUMARTESİ EDEBİYAT SOHBETLERİ''NE GELECEK OLANLARA ÜCRETSİZ ÇORBA VE ÇAY İKRAM EDİLECEK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 13 Haziran 2026 Cumartesi günü, saat 12.00'de;İlkadım Kent Konseyi-100. Yıl Bulvarı (1.Dolmuş Hattı Lokali bitişiği) İlim Yayma Vakfı yanı İlkadım-Samsun adresinde, şiir-türkü-kitap tanıtımı-edebiyat sohbetleri yapılacaktır. Samsun İlkadım Belediyesi ile Samsun Yazarlar Birliği Başkanı Ahmet Seven'in ve yöneticilerinin birlikte organize ettiği etkinlik sırasında gelen gazeteci-yazar-şair-edebiyatçı ve dinleyicilere ücretsiz olarak çorba ve çay ikramı da yapılacaktır. Samsun Yazarlar Derneği bu uygulamayı her hafta Cumartesi günleri aralıksız olarak sürdürmektedir, ilgilenenlere önemle duyurulur. **************************************************************************************************** MAVİ YOL DERGİSİ'NİN 1.YILI BİR PROĞRAMLA KUTLANACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 15
“Gazetecilikten Yazarlığa: Haber Dilinin Yetmediği Yer”
Gazetecilikten yazarlığa, belgeselden nehir söyleşiye uzanan üretim serüvenini anlatan Hatice Aydoğdu, haber dilinin sınırlarını, medyanın dönüşümünü ve tanıklığın anlatıdaki yerini değerlendirdi. Aydoğdu, gazeteciliği bırakışını bir kopuş değil, farklı anlatım biçimlerine yönelen bir dönüşüm olarak tanımlarken; günümüz medyasında haber üretiminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ve gazeteciliğin değişen doğasına dikkat çekti. 1-Reuters, Anadolu Ajansı ve haftalık Yeni Gündem dergisi gibi kurumlarda uzun yıllar çalıştıktan sonra 2010’da kurumsal gazeteciliği bıraktınız. Bu karar sizce mesleki bir kopuş muydu, yoksa anlatım biçiminizi değiştirme ihtiyacı mıydı? Bir kopuş değil, farklı anlatı biçimlerine yönelmek diyebilirim. Bir dönüşüm… Gazetecilikle beraber diğer alanlarda da derdimi anlatmayı sürdürebilirdim ama olmadı. Örneğin kısa film ve belgesel çalışmalarına gazetecilik yaparken başlamıştım… Sonuçta yapmaya çalıştığım, gazetecilikten beslenerek farklı anlatım biçimlerine yönelmek oldu. Dil, bu anlatım biçimlerinin aracı, ister yazınsal olsun ister görsel olsun… 2-“Gazetecilik artık bildiğim yollardan yapılabilir olmaktan çıktı” sözünüz hâlâ alıntılanıyor. Bugün dönüp baktığınızda o cümlede daha çok medya düzenine mi, yoksa gazeteciliğin diline mi itiraz vardı? Medya düzenini ve gazeteciliğin dilini birbirinden ayırmak zor. Medyanın sahiplik yapısı, ekonomik ve siyasi ilişkileri haberin diline de yansıyor. Türkiye’de özellikle 1980’lerden itibaren büyük sermayenin medya sektörüne girişi, holdingleşme, medya gruplarının el değiştirmesi gazeteciliğin yapılma biçimlerini de değiştirdi. Bazen çalıştığınız kurumun yapısından bağımsız olarak eğer muhabirseniz haber yapma koşullarınız bir anlamda elinizden alınıyor. Bir yandan haber kaynaklarına ulaşmak
30 MAYIS 1924 - Fikriye Hanım'ın Ankara'da intiharı. Ve Mustafa Kemal'in kendisi için yazdığı şiiri: "İçsem de bir kadeh hayat iksirinden, zamansız ayrıldım, bilinsin Fikriye’den. Bıkmadım ki doyayım o narin ellerinden, Ümmid-i aşkım saracak seni, cefakâr teninden." Fikriye Hanım, Münih'ten İstanbul'a döndükten sonra, Atatürk'ün Ankara'ya gelmesine izin vermemesi üzerine kısa bir süre İstanbul'da kalmış, daha sonra Gelibolu'ya giderek, eskiden tanıdığı bir ailenin evinde bir sene kadar misafir edilmiştir. Ancak 1924 yılı mayısının sonlarında, başkasına ait bir nüfus cüzdanını kullanarak Gelibolu'dan İstanbul'a, oradan da Ankara'ya gelmeyi başarmış, 30 Mayıs günü Atatürk'le görüşmek üzere Çankaya'ya gitmişti. Köşke varışında bu arzusunun yerine getirilemeyeceği kendisine söylenildiği zaman, geri dönmek üzere -beklemekte olan- payton'a binmiş, payton'da, yanında taşıdığı tabanca ile intihar etmiştir. Fikriye Hanım’ın intiharı Latife Hanım biz gençlere diyor ki: “ATATÜRK, MİLLETİNİ ÇOK AMA PEK ÇOK SEVİYORDU. HAYATINI TÜRK MİLLETİNE ADAMIŞTI. SEVİLMEYİ DE AYNI DERECEDE İSTİYORDU. SİZ GENÇLER, O’NU SEVMEK, O’NU SEVDİRMEK İÇİN MÜTEMADİYEN O’NDAN BAHSEDİNİZ, O’NA DAİR YAZINIZ.” FİKRİYE HANIM’IN İNTİHARINI ATATÜRK’ÜN ENİŞTESİ MUSTAFA MECDİ BEY’İN HATIRATINDAN DİNLEYECEĞİZ: —“ Benim bildiğim ve gördüğüme göre, ATATÜRK ‘ün şahsi sebeplerde en çok üzüldüğü, müteessir olduğu olay, FİKRİYE ‘nin intihar edişidir. Bizim ailece FİKRİYE dediğimiz bu çok güzel hanım, ATATÜRK ‘ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olmak dolayısıyla, bilhassa ZÜBEYDE Hanım’ı sık sık ziyarete gelir, AKARETLER ‘deki evimizde günlerce misafir kalır ve bu arada MUSTAFA KEMAL PAŞA ’yı da bir ağabey gibi sever, sayar, her hizmetinde bulunurdu. Hele nikâhlanarak birlikte gittiği bir MISIR ‘lı ile harem
Resimdeki bu tablet, 5200 yaşında olup, Mısır'ın Birinci Hanedanlığı'ndan önceki kraliyet hanedanlığı olan 0. Hanedanlık dönemine aittir ve kronolojik olarak (Naqada III) olarak bilinen bir Mısır kültürel dönemiyle örtüşmektedir. Şehir Tableti, Tehenu Tableti ve Tehenu Yağma Tableti olarak da bilinir (Tehenu, günümüz Libya'sında ve Mısır'ın batısındaki bölgelerde, Batı Delta'nın ötesinden Batı Çölü'ndeki vahalara kadar uzanan bölgelerde yaşayan en eski kabilelerdendi). Birinci Hanedanlık öncesi döneme ait bu erken dönem Mısır askeri tableti, Hanedanlık Öncesi ve Erken Hanedanlık dönemlerinin krallarının kutsal başkenti olan Mısır şehri Abydos'ta bulunmuştur. Büyük bir kısmı (üst kısmı) eksik olmasına rağmen, beş bin yıldan fazla bir süre önce Mısır İmparatorluğu'nun başlangıcındaki en eski ve en önemli askeri, siyasi, kentsel ve hatta coğrafi belgelerden biri olmaya devam etmektedir. Bir tarafında yedi surlu şehir oyulmuş ve her şehrin içinde adı yazılıdır. Her şehrin üzerinde, elinde balta tutan ve şehir surlarını yıkan bir yaratık sembolü bulunur. Bu bölümün üzerinde, esirlerin götürülmesini temsil ettiğine inanılan kraliyet alayından geriye kalan ayak izleri yer alır. Diğer tarafta ise üç sıra halinde farklı hayvanlar bulunur: boğalar, eşekler ve koçlar. Bunların altında zeytin ağaçları vardır ve yanında, bu ganimetlerin geldiği ülkenin adını veren hiyeroglif bir yazıt bulunur: Tahen ülkesi veya günümüz Libya'sı. Şehirlerin ve kalıntılarının üzerindeki semboller, Yukarı Mısır krallıkları arasındaki yüzyıllar süren çatışmalardan sonra MÖ dördüncü binyılın son üçte birinde birleşen Yukarı Mısır Şehir Devletleri ve Krallıkları Birliği'nin ordularını temsil ettiği şeklinde yorumlanmıştır. Bu birlik, aynı dönemde Mısır'ın birleşmesine yol açmış ve Narmer'in