“İşin aslı herhangi bir sürekli çaba, baskının gerekli olduğu durumlar hariç insan tarafından uzun süre devam ettirilemez.Seyyahlar, medeni olmayan ırklarda sürekli çaba için gereken kapasitenin olmadığını söylerken aynı fikirdeler.”
Jules Payot devamında şunları der: Hayatlarını daha konforlu hale getirecek düzenli bir işte çalışmaktansa yok edilmeyi tercih eden kızılderilileri kendi gözlerimizle görmedik mi?
“Medeni olmayan ırklar” ifadesi her ne kadar kulağımıza kötü bir ifadeymiş gibi gelse de aslında insanın kendi kandırmacası olduğunu söyleyebiliriz.Sürekliliğin, her gün aynı işi yapabilmenin, robotlaştırılmanın veya robotlaşmanın medeniyet diye yedirilen zorbalığın ürünü/leri olduğunu düşünüyorum.Payot da ifadesinde bunu belirtiyor dışarıdan bir baskı olmadıkça, zorunluluk olmadıkça bir insan her gün aynı işi yapmaz.Her gün aynı işi yapabilen insanlar kendi benliğinden uzaklaşmak zorunda kalacaktır.Kendine yabancı insanlardır onlar.Her gün fabrikaya giden işçi, her gün saatlerce bulaşık yıkayan bulaşıkçı, her gün tekstilde çalışan kadın... öyle ki haftanın tek bir gün izini olan insan kendisiyle olan derin yabancılaşmasının sonucu o tek bir izin gününde de entelektüel anlamda kendini bulmaya, tanımaya değil de yine kendinden uzaklaştığı, kendini unuttuğu televizyon başına, internet başına oturarak tıpkı fabrikada yaptığı ürüne yabancı olması gibi kendisine de yabancı biri olacaktır.Medeni olmayan insanlar ise her gün aynı işi yapamazmış seyyahlara göre.Kızılderililer de her gün aynı basit işi yaparak daha konforlu hayatı tercih etmek yerine daha zorlayıcı, her gün farklı bir uğraşla meşgul olmayı istedikleri için yok edilmeyi göze aldılar.Bakıldığında biz entelektüel anlamda, felsefi boyutta kendini tatmin etmeye çalışan bizler de her gün ya da belli