Fakat öldükten sonra kafatasının rafa konularak maşayla vurulması pek kabullenilecek bir şey değil. Öldükten sonra bile içimden bir şeylerin çekilip çıkarılıcağı fikri, beni huzursuz etmeye yetmişti.
birisi pencereden başını uzatıp bana "Yaşamın koca bir sıfır!" diye bağırsa, karşı çıkmak için bir dayanağım yok.
Fakat bir kez daha yaşamımı yeni baştan yaşayabilecek olsam bile, yine aynı tür bir yaşam sürecekmişim gibi bir his vardı içimde. Neden derseniz, o -her şeyi sürekli yitirmekten ibaret olan- yaşam, benim kendimden başka bir şey değil. Benim kendim olmaktan başka çarem yok. İnsanlar beni ne kadar terk ederse etsin, ben insanları ne kadar terk edersem edeyim, birçok güzel duygu ve mükemmel rüya yok olup gitse bile, ben kendimden başka bir şey olamam.