Ona zarar vermek istemem, elimden gelse kaçıp giderdim ama saat bir kurban istiyor, yoksa asla durmayacak, oysa hayatın bir yerde durması gerek çünkü içimizden kim onun uğultusuna uzun süre dayanabilir ?
Ama Joel'in kafasında hiç dua yoktu; daha doğrusu sözcüklerin ağına takılacak hiçbir şey, çünkü geçmişte, biri dışında. Bütün duaları basit, somut isteklere dayanıyordu: Tanrı'ım bana bir bisiklet ver, yedi bıçaklı bir çakı, bir kutu yağlıboya. İnsan şimdi şu söyleyeceği şey gibi, hiç somut olmayan, anlamsız bir şeyi nasıl, nasıl söyleyebilirdi: Tanrı'm n'olursun beni sevsinler.