Nihal

Bir keresinde Aziz Anthony sessizlik içinde inzivaya çekilmek üzere çöle gittiğini ve her türlü vizyonun -hem şeytanlar hem de melekler- hücumuna uğradığını yazmıştı. Yalnızlığında, bazı zamanlar meleklere benzeyen şeytanlarla karşılaştığını ve bazı zamanlar da şeytanlara benzeyen meleklerle karşılaştığını anlatmıştı. Ona farkı nasıl ayırt ettiği sorulduğunda, aziz bunu ancak o yaratık sizi bırakıp gittiği zaman hissettiklerinizden çıkarabileceğinizi söylemişti. Eğer dehşete düşerseniz, bu, sizi ziyarete gelmiş olanın bir şeytan olduğu anlamına geliyordu. Eğer kendinizi aydınlanmış hissederseniz, o zaman da bir melekti.
Sayfa 492·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Cehennem nasıl bir yer?” “Aynı cennet gibi.” Aklımın karıştığını gördü ve açıklamaya çalıştı. “Evren bir çember, Liss.” Hala anladığımdan emin değildim. “Yukarı, aşağı… sonunda hepsi aynı,” dedi. Hıristiyan gizemciliğinin eski bir kavramını hatırladım: ‘Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyle.’ “O zaman cennet ve cehennem arasındaki farkı nereden bileceksin?” diye sordum. “Nasıl gittiğine göre. Cennete, yedi mutlu yerden geçersin, yukarı çıkarsın. Cehenneme, yedi üzüntülü yerden geçersin, aşağı inersin. Yukarı çıkman bu yüzden daha iyi olur, Liss,” diyerek güldü. “Yani cennet ve cehennem -varış yeri- sonuçta aynı yer olduğuna göre, hayatını mutlu yerlerden geçip yukarı çıkarak da geçirebilirsin mi demek istedin?” diye sordum. “Aynı-aynı,” dedi. “Sonu aynı, bu yüzden yolculukta mutlu olsan daha iyi.” “Eğer cennet sevgiyse, o zaman cehennem…” “O da sevgi.” Bunun üzerine biraz oturup işin mantığını kurmaya çalıştım. Ketut tekrar güldü, elini sevecenlikle dizime vurdu. “Genç insanların bunu anlaması hep çok zor!”
400,401·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
İnsanların, genel olarak, mutluluğun bir şans olduğunu, talihin yeterince iyiyse bulutların arasından açan güneş gibi ortaya çıkacağını düşünme eğiliminde olduklarını söylerdi. Ama mutluluk böyle oluşmaz. Mutluluk bireysel çabanın sonucudur. Onun için savaşırsın, uğraşırsın, ısrar edersin ve bazen onu ararken tüm dünyayı dolaşırsın. Sana sunulan nimetlerin tezahür etmesi sürecine senin de durmaksızın katılman gerekir. Ve bir kez mutluluk haline erişince, bunu koruma konusunda asla ihmalci davranmamalı, sonsuza kadar o mutluluğun daha da içine doğru yüzmeye devam etmek için çok çabalamalısın. Bunu yapmazsan, yaratılıştan gelen gönül rahatlığını yavaş yavaş tüketirsin. Endişeliyken dua etmek kolaydır, ama kriz sona erdikten sonra bile dua etmeye devam etmek bir mühürleme işlemi gibidir. Ruhunun eriştiği güzelliklere tutunmasına yardım eder.
Sayfa 396·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
“Din konusunda manavdan meyve seçer gibi davranamazsın.” Bu, tamamen karşı olmakla birlikte saygı duyduğum bir duyguydu. Bence, ruhunuzu harekete geçirmek ve Tanrı’da huzur bulmak söz konusu olduğunda manavdan meyve seçer gibi davranma hakkınız var. Ne zaman diğer tarafa taşınmaya ve rahatlamaya ihtiyaç duyarsanız sizi dünyevi bölmenin ötesine geçirebilecek herhangi bir metaforu aramakta özgür olduğunuzu düşünüyorum. Bunda utanılacak bir şey yoktur. Bu, insanlığın kutsal olanı arayışının tarihçesidir. İnsanlık, ilahı keşfetme konusunda hiç gelişme kaydetmeseydi çoğumuz hala Mısır’ın altından yapılmış kendi heykellerine tapıyor olacaktık. Ve dini düşüncedeki bu gelişmenin manavdan meyve seçmekle de biraz ilgisi var. Nerede bulabiliyorsan, işine yarayan şeyleri alır, ışığa doğru ilerlemeye devam edersin.
Sayfa 323·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Doğu’da, Upanişadlar dünyadaki kaosa anlam verme girişimlerine aldırmazlar. Dünyada kaos olduğundan bile emin değildirler; sınırlı görüş açımız yüzünden, bize böyle görünüyor olabileceğini savunurlar. Her eylemin sonuçları olduğunu söyleseler de, bu metinler kimseye adalet ya da intikam sözü vermez… Bu yüzden, davranışlarınızı bu doğrultuda seçin. Ancak bunların sonuçlarını yakın zamanda görmeyebilirsiniz. Yoga her zaman gelecekte olabilecekleri göz önünde bulundurur. Dahası, Upanişadlar şu anda siz şahsen bunu fark etmeseniz de, sözde kaosun aslında ilahi bir işlevi olabileceğini söylerler. “Tanrılar üstü örtülü olana hayrandır ve gün gibi ortada olandan hoşlanmazlar.” O halde, akıl ermez ve tehlikeli dünyamıza karşılık olarak yapabileceğimizin en iyisi, -dışarıda meydana gelen çılgınlıklara aldırmadan- içeriden dengeyi tutturmaya çalışmaktır.
Sayfa 321·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce