Batılı ve Batılı olmayan kültürlerin ürünlerini bir araya getiren sergi, bu ürünlerin sanat ve zanaat ayrımı üzerinden okunmasına engel olamamış, dahası ‘öteki’ kültürleri yine egzotik birer numune gibi sunduğu için büyük eleştirilerin hedefi olmuştur. Rasheed Araeen, Batı dünyasının Üçüncü Dünya’ya yönelik ilgisinin bir tür yeni-sömürgecilik olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürerek, sanat dünyasında görülen açılımların da bu tavrın bir uzantısı olduğunu iddia etmiştir.
“Bilinç geliştirme çalışmaları yaparken, motif olarak mutfak fikri belirdi. Evin bu odasıyla ilgili gerçek fikirlerimizi dile getirdiğimizde, mutfağın, kızların anneleriyle sevgi ve teselli mücadelesi verdikleri bir alan olduğu ortaya çıktı. Görünürde şefkatin fazla fazla aktığı bir yerdi ama gerçekte annenin, hapsedildiği ama kaçamadığı, toplumsal anlamda da kaçmaya teşvik edilmediği için hapsolup kaldığı bir mekan olarak bütün acısını öfkeyle biriktirdiği yerdi.”
KADININ TARİHİ, ERKEĞİN TARİHİDİR. Çünkü erkek; hem erkekler hem kadınlar için kadın imgesini tanımlamış, bilim ve sanat, sözcükler ve imgeler, moda ve mimari, sosyal hareketlilik ve iş bölümü gibi sosyal ve iletişimsel mecraları yaratmış ve denetim altına almıştır. Erkekler, kendi belirledikleri kadın imgesini bu mecralara yansıtmışlar ve her bir mecra bu imgeyi kendine göre şekillendirmiştir. Gerçeklik toplumsal bir inşa ve erkekler de bu gerçekliğin mühendisleriyse o halde erkeklerin gerçekliğiyle karşı karşıyayız demektir.
“Resmimi yaparken üzerine uzun uzun düşünmem gerekiyorsa, o zaman yanlış bir şey yapıyorum demektir. Resmi boyutladırmak da renklendirmek de düşünme biçimleridir. Resmim konusunda, ‘eğer düşünmem gerekmiyorsa, o zaman doğrudur’ gibi bir anlayışım var. Karar vermek, seçimler yapmak gerekiyorsa, hata yapıyorumdur.”