" 'Nasıl itiraz edersiniz, bu 2 kere 2'nin 4 ettiği gibi açıktır.' diye çıkışırlar size.
'Doğa size danışmaz; beğenmediğiniz, şahsi istekleriniz ona vız gelir. Tabiatı olduğu gibi, bütün sonuçlarıyla kabul etmek zorundasınız. Duvar duvardır vs. vs.'
Hey Tanrım, ya herhangi bir sebeple bu kanunlardan ve 2 kere2'nin 4 etmesinden hoşlanmıyorsam, tabiat kanunlarından, 2 kere 2'nin 4 etmesinden bana ne? Şüphesiz böyle bir duvarın hakkından gelmeye gücüm yetmezse boşu boşuna yırtınacak değilim ama karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam."
Şu andan itibaren birbirlerine söyleyecekleri her söz iyice tartılacak, hatırlanacaktı. Hayatın gerçeği buydu. Ya da ölümün.
"Sana hep kötü davrandım." dedi Marah.
Kate yıllarca bu anı beklemişti, özellikle de onunla savaş halinde oldukları günlerde bu anı hayal etmişti ve şimdi uzaktan geriye dönüp baktığında bu kavgaların o kadar normal olduğunu görüyordu ki... Büyümeye çalışan bir kız ve ona tutunmaya çalışan bir anneydiler.
Kate kızıyla bir kavga daha yapabilmek için her şeyini verirdi çünkü aslında bu kavgalar zamanları olduğunu gösteriyordu.
Kate her zaman yaptığı şeyi yapıyordu: Eskisi kadar kolay gülümseyemediğini ya da uyuyamadığını kimsenin fark etmemesini umarak koşturmaya devam ediyordu.