"Jack, çocukların et yiyebilmeleri için ava çıkmak istediğini söyler. Ama kendi de bunun farkında olmadığı halde, gerçek amacı, tıpkı savaşa benzeyen tehlikeli bir oyun oynayıp, canlı bir yaratığın kanını dökmektir. Kolay değildir bir çocuk için. Takılıp kalmış bir domuz yavrusunu öldüremez ilkin. Bıçağını kaldırır ama o bıçağın canlı bir şeyin üstüne inmesinin ne denli korkunç bir şey olacağını bildiği için, hemen davranamadığından, hayvancağız kaçar.
Av artık bir saplantı olmuştur. Domuzları daha kolay kıstırabileceği bahanesiyle, yüzünü gözünü renkli toprakla boyar. Hem ilkel kabilelerin adamlarına benzemek hem de kendi benliğini maskelemek için yapar bunu. Çünkü bu boya maskesinin ardına gizlenirse, şimdiye dek boyun eğdiği tüm yasaklardan kurtulup, daha kolay kan dökebileceğini bilir."
"Jack, güçlendikçe zorbalığı da arttırır; küçük bir Hitler'mişçesine davranmaya başlar: 6-7 yaşındaki küçükleri, yaşamaları gereksiz yaratıklar sayar. Aklına esince, kulu kölesi haline gelen çocukların elini kolunu bağlatıp, hiçbir neden göstermeden onlara dayak atar; faşistlerin şatafatlı törenlere düşkünlüğüyle, yüzünü boyalarla süsleyip bir put gibi kurulur. Her konuşmasından sonra iki çocuğun tahta mızraklarını havaya kaldırarak 'şef söyleyeceğini söyledi,' demesini emreder. Domuzcuk'u görür görmez adam yerine koymaması, 'şişko' diyerek aşağılaması da, faşistlerin aydınlık kafalara karşı duydukları kinin belirtisinden başka bir şey değildir."