Nihal

Brigid Brophy'nin yorumuna göre "kendisi dışında birilerinin hakları olduğunu belirtmek duygusal olmak demek değildir. Eğer öyle olsaydı bile bu affedilmeyecek bir günah olmazdı. 'Duygusal' ithamı cani oldukları suçlamasıyla karşılaşan insanların karşı saldırısıdır." Hayvanların yiyecek için öldürülmesine karşı çıkmanın 'duygusal' bir tonda algılandığı için kadınsı veya 'kadın işi' olarak karakterize edilmesi, tıpkı ataerkil bir kültürde kadınların susturulduğu gibi (vejetaryenliğin) susturulmasına katkıda bulunur.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Et kavramını hayvanlarla ilgili düşüncelerden ayrıştırma arzusu, et kelimesinin hangi durumlarda hayvanın adına ekleneceğini belirleyen kullanım kalıplarında görülebilir; köpek eti, at eti gibi... Kültürümüzde 'et' kelimesini genellikle hayvanın adına ancak o hayvanın eti tüketilmiyorsa ekleriz. Paul Postal'ın açıkladığı gibi " 'Et' kelimesiyle, ilk sözcüğün bir hayvan türünün ismi olduğu tamlamalar kurarız (at eti, köpek eti gibi); ancak bunu yalnızca Amerikan kültürü o hayvanın yenmesini tasdik etmediğinde yaparız." Dolayısıyla vombat eti vardır ama kuzu eti yoktur, köpek eti vardır ama tavuk eti yoktur, at eti vardır ama inek eti yoktur. Yeniden adlandırma değişmez bir kuraldır: kuzu eti ve tavuk eti 'et' kelimesini düşürür ve inek eti etin elde edildiği bölgeye göre (gerdan vs.) ya da aldığı şekle göre (hamburger vs.) sayısız değişimden geçer. Bir hayvanı gıda olarak tanımlamak için mensubu olduğu türün adını kullandığımızda ise önündeki sayı sıfatını düşürerek hayvanı bireysellikten mahrum bırakırız: İnsanlar hindi yer, bir hindiyi yemez.
Hayat ve İnsan
'Et üreten hayvanlar'ı kendinden geçirme süreci bedenlerine enjekte edilen ya da yemlerine karıştırılan sakinleştiricilerle başlar. Hayvanlar minimum heyecan ve rahatsızlık düzeyine eriştiğinde hareketsiz hale getirilmelidir. Hareketsiz hale getirme mekanik ve kimyasal yöntemlerle ya da elektrik vererek yapılabilir. Amaç hayvanları bir kerede öldürmek değil (Thomas Hardy'nin "Jude the Obscure" eserinde Arabella'nın Jude'a anlattığı gibi) onları sersemletmek ve kanamayı kalp atmaya devam ederken başlatıp bütün kanın kalp tarafından dışarı pompalanmasını sağlamaktır.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Tecavüze uğramak/ırzına geçilmek/içine girilmek her ne olursa olsun yenmeye benzemez. Madem öyle insanlara neden böyle hissettirir? Daha doğrusu insanlar nasıl kolayca böyle hissettiklerini söyler? Çünkü eğer bir et parçası iseniz bıçağa, alet yordamıyla uygulanan şiddete maruz kalırsınız. Tecavüz de ihlal aletinin penis olduğu bu tür bir şiddettir. Bıçak tarafından kesilebilmek için çatalla tutulan bir et parçası gibi, bir erkek tarafından zapt edilirsiniz. Buna ek olarak söyleyebiliriz ki nasıl mezbaha, hayvanlara ve işçilere atıl, düşünmeyen, hissetmeyen nesneler gibi davranıyorsa kadınlar da tecavüz esnasında aynı şekilde atıl nesneler muamelesi görür, duyguları ya da ihtiyaçları önemsenmez. Sonuç olarak et parçaları gibi hissederler. Buna paralel olarak, hayvanların iradeleri dışında döllenmesini mümkün kılan ‘tecavüz askıları’ vardır. Bir et parçası gibi hissetmek, birisinin hayattayken ve hisseden bir varlıkken (ya da bir zamanlar öyleyken) atıl bir nesne gibi muamele görmesidir.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Kesme kurumu insanlara özgüdür. Bütün etçil hayvanlar avlarını kendileri öldürür ve tüketir. Kurbanlarını yemeden önce onları görür ve seslerini duyarlar. Kayıp gönderge yoktur, yalnızca ölü bir gönderge vardır. Plutarch ‘Et Yeme Üzerine Makale’ adlı yazısında okurlarına şu gerçekle sataşır: Eğer etçil olduğunuza inanıyorsanız “o zaman yemek istediğiniz hayvanı kendiniz öldürmekle işe başlayabilirsiniz ama bunu kendi doğal silahlarınızla yapın; kasap bıçağı, balta ya da sopa kullanmadan.” Plutarch insanların bir iskeletten et yiyebilmelerine müsait bir bedenleri olmadığına işaret eder. İnsanların “kıvrık bir gagaları, keskin pençeleri, sivri dişleri yoktur.” Yediğimiz hayvanları kendimiz öldürüp parçalarına ayırabilmek için kullanabileceğimiz bedensel araçlarımız yoktur; alet edevata ihtiyaç duyarız.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan