Nihal

Chloe’nin kötü kalpli olduğunu beni ‘hoşnut etmediği’ için söylüyordum, özünde kötü olduğu için değil. Değer yargılarım Chloe’nin yaptığını mutlak bir standarda göre açıklamak yerine, bir durumun gerekçelendirilmesi üzerine kuruluydu. Nietzsche tarafından şu şekilde gayet kısa ve öz açıklanan, klasik ahlakçı hatasını işlemiştim: “Öncelikle insan bireysel eylemleri, güdülerinden bağımsız, tamamen yararlı ya da zararlı sonuçlarına bakarak iyi ya da kötü olarak değerlendirir. Ama daha sonra, bu değerlendirmelerin sonuçlarını hesaba katmadan, kaynağını unutur ve eylemlerin, özünde iyi ve kötü mizaca sahip olduğuna inanır…” Bu haz veya acı veren şeyler, Chloe’ye yapıştırdığım ahlaki etiketleri belirliyordu; benmerkezci bir ahlakçıya dönüşmüştüm, dünyayı da Chloe’yi de kendi çıkarlarıma göre değerlendiriyordum. Ahlaki kriterlerim, arzularımın yüceltilmesinden ibaretti.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İkimizin ortak dili çözülmeye, Chloe’ye yabancı gelmeye başlamıştı, daha doğrusu artık bu dili reddettiğini itiraf etmemek adına, unutmuş gibi yapıyordu. Bana ortak olmayı reddediyor, yabancıyı oynuyor, beni artık kendi doğasına aykırı görüyor ve bende hatalar buluyordu. Geçmişte son derece hoşuna giden şeyler, şimdi söylediğimde neden sinirine dokunuyordu anlayamıyordum. Paniğe kapılarak yeniden altın çağımıza dönmek için çaba harcıyor, kendi kendime, “Şimdi neyi eksik yapıyorum?” diye soruyordum. Geçmişte onun aşık olduğu adama dönüşmeye çalışıyordum çaresizce. Ancak şu anda zaten onun sinirine dokunanın, o geçmişteki benlik olduğunu fark edemiyordum ve dolayısıyla dağılmaya giden süreci hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyordum.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Aşkın doruğundayken ilişkiyi erkenden bitirmek gibi bir dürtü hissettiğim oluyordu, böylece ilişkinin ailevi nedenler, alışkanlık ya da başka biri yüzünden bitmesini önleyebilirdim. Aşk ilişkisini doğal sonundan önce bitirme (hiçbir şeyle ilgili olmayan kavgalarımızdan kaynaklanan) dürtüsü, nefretten değil, aşırı sevgiden işlenen bir cinayet gibiydi ya da daha doğrusu, aşırılığın getirdiği korkudan kurtulmak içindi. Aşıklar kendi aşk öykülerini salt belirsizliğin üstesinden gelemedikleri için, mutlulukla girdikleri deneyin yarattığı risk yüzünden, erkenden sonlandırabilirler.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Kavgalarımız bazen neredeyse teatral biçimde gelişiyordu, kitaplığı yerle bir ederken, tabak çanakları fırlatırken ya da kapıları çarparken neşelenir, canlanırdık: “Senden böylesine nefret edebileceğimi bilmek güzel,” demişti Chloe bana bir keresinde. “Alınmadığını, sana siktiri çeksem de kafama bir şey fırlatacağını, ama hiçbir yere gitmeyeceğini gösteriyor.” Birbirimizin bağırışlarına hoşgörü gösterip gösteremeyeceğimizi test etmek için birbirimize bağırmaya gereksinim duyuyorduk. Birbirimizin hayatta kalabilme kapasitesini ölçmek istiyorduk; birbirimizi yok etmeye çalışıp başarısız olmalıydık ki birbirimize güvenebilelim.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Bu gibi tartışmaların asıl nedeni, asla o andaki yüzeysel tartışma konusu değildi. Chloe her ne kadar Guide Michelin’i okumakta güçlük çekerse çeksin ya da ben İspanyol doğası içinde kaybolup arabayla daireler çizmeye ne kadar sinirlenirsem sinirleneyim, bu tartışmaların altında çok daha derin kaygılar yatıyordu. Yaptığımız suçlamaların ağırlığı ve saçmalığı, birbirimizden nefret ettiğimiz için değil, ya birbirimizi fazlasıyla seviyor olmamızdan kaynaklanıyordu ya da birbirimizi bu kadar sevmekten nefret ediyorduk. Suçlamalarımızın, derinde yatan karmaşık açılımları vardı, ‘Senden nefret ediyorum, çünkü seni seviyorum.’ Temel bir tepkiyi içeriyordu, ‘Seni böyle sevme riskine girmekten başka seçeneğim olmamasından nefret ediyorum.’
Sayfa 134·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan