Otuz Yaş
daha vakit var diye
yazmadığımız
şiirlerdi
kaldılar
yüzümüzden gelip geçti
ilk gençliğin fener alayları
yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık
büyümenin konaklama yerlerinde
nice ihanete uğradık
ayrıldı yollar
ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki
dört yöne dağıldılar
daha vakit var diye
dönüp de bir gün
kaldığımız yerden, hepsini birden
yaşarız sandık
oysa emanetmiş bizim sandıklarımız
içlerinde kilitli kalmış onca şeyle
günü geldi
aldılar
nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı
Diodoros, "Mısır krallarının yaşamı, sorumsuz olan ve canlarının
istediğini yapabilen diğer monarklarınkine benzemiyordu," diyor.
"Tersine, onlar adına her şey, yalnızca resmi görevleri değil, günlük
yaşamlarının ayrıntıları bile yasalarla saptanmıştır... Günün ve gecenin hangi saatinde, hoşuna gittiği için değil de, yasalar öyle istediği
için ne yapacağı önceden düzenlenmişti... Yalnızca kamu hizmetlerini göreceği ya da yargıya başkanlık edeceği saatler değil, yürüyeceği, yıkanacağı, karısıyla yatacağı, kısacası yaşamında yapacağı her
eylemin saatleri önceden saptanmıştı. Töre sade bir yemeği emrediyordu; yiyebileceği tek et dana ve kaz etiydi, ancak bildirildiği ölçüde şarap içebilirdi."